Köşe Yazılarım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Köşe Yazılarım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Eylül 2014 Pazartesi

Köşe Yazılarım - 24: Harika Bir Yazar, Lisa Kleypas



Herkese merhaba!!

Yeni bir hafta başlangıcında yeni bir köşe yazımla sizlerleyim! Bu haftanın konusu çok sevdiğim bir yazar olan Lisa Kleypas’ın Benimle Kal romanı.

Diğer köşe yazılarım için tık tık!!

Keyifli okumalar!!

Lisa Kleypas, tarihi aşk romanı seven çoğu okuyucunun favori yazarıdır. Benimle Kal romanı, yazarla ilk tanıştığım kitap olması nedeniyle bende farklı bir yerdedir.

Roman, Hathaway serisinin ilk kitabıdır ve seri ismini bir aileden almaktadır. Beş kitaptan oluşan seride ilk üç kitap Türkçe’ye çevrilmiştir. Seri sıralaması; Benimle Kal (Amelia ve Cam), Vazgeçmem Senden (Win ve Merripen), Gecemi Aydınlat (Poppy ve Harry), Married by Morning (Leo ve Catherine) ve Love in the Afternoon (Beatrix ve Kaptan Christopher) şeklindedir. İlk iki kitabı okuyan biri olarak kesinlikle Leo’nun hikayesini çok merak ediyorum. 

Hathaway ailesi anne-babalarını kaybetmiş Leo, Amelia, Win, Poppy ve Beatrix’ten oluşmaktadır. Bir de ailenin bir üyesi ve kardeş sayılan Merripen vardır. Merripen, çocukken Hathaway ailesi tarafından bulunan ve yetiştirilen bir çingenedir. O dönemlerde çingeneler aşağı sınıf kabul edilmekte ve üst sınıfla bir tutulmamaktadır. 

Merripen, büyüdükten sonra ailenin yanında kalmış, onlara her türlü yardımda bulunmuştur. Bir uşak ya da kahya değil ama gerçek anlamda bir soylu da değildir. Bu durum aile açısından hiç sorun edilmezken, çevre tarafından hoş karşılanmamaktadır. Hatta Merripen bile aile üyelerinin onu bu kadar kendilerinden biri gibi görmelerine rağmen bazen onlardan olmadığını vurgulamaktadır.

25 Ağustos 2014 Pazartesi

Köşe Yazılarım - 23: Beni Bulun - Michelle Knight



Herkese merhaba!!

Bu haftaki köşe yazım gerçek bir hikaye olan Beni Bulun! Okurken çok etkilendim ve ağladım.Çok farklı bir hikaye.

Diğer köşe yazılarım için tık tık!!



1 ev, 3 kadın ve 11 yıllık esaret. Michelle Knight’ın yazmış olduğu Beni Bulun gerçek bir olayın çarpıcı hikayesi…

Michelle Knight, 22 Ağustos 2000 tarihinde, oğlu Joey’in vekalet davasına giderken aklında sadece oğluna kavuşmak vardır. Davaya yetişmeye çalışan Michelle’e o anda yardım elini arkadaşının babası olan Ariel Castro uzatmıştır. İnsan arkadaşının babasına güvenebilmeli değil mi?

O günden itibaren Michelle’in hayal edemediği kadar zor bir hayat başlamıştır. Genç kadın için işkence ve tecavüzlerden daha zor olan şey ise onu kimsenin aramamasıdır. Hakkında ne bir televizyon haberi ne de bir el ilanı vardır. Sanki bu dünyada hiç yaşamamış gibi, sanki hiç var olmamış gibi… Ortadan kaybolmasını kimsenin fark etmemesi, onu aramamaları içini bulunduğu durumdan daha çok acıtmıştır. 



Ariel Castro, 2003 yılında 16 yaşında olan Amanda Berry’i kaçırmıştır. Amanda, Ariel’in hoşlandığı kadın tipinde olduğu için ona daha ayrıcalıklı davranmaktadır. Adamın, Amanda’nın gelmesi ile beraber Michelle’e davranışları daha da kötüye gitmiştir. Çünkü genç kız onun için ayrıcalıklıdır ve Amanda’nın istemediği bir şeyi ona yapmamaktadır. Bunun intikamını da Michelle’e akıl almaz işkenceler yaparak almaktadır.

18 Ağustos 2014 Pazartesi

Köşe Yazılarım - 22: Hayatımızın Vazgeçilmezi, Dünya Klasikleri!



Herkese merhaba!!

Yeni köşe yazımla sizlerleyim. Ara verince özlemişim köşemi ve burada yazmayı. Bu haftanın konusu Dünya Klasikleri. Okumayı çok fazla tercih etmiyorum ama favori klasiklerimde yok değil.

Diğer köşe yazılarım için tık tık!!

Keyifli okumalar!!



Dünya Klasikleri’nden bir kitabı, hepimiz hayatımızda bir kere de olsa okumuşuzdur. Orta okuldan itibaren Edebiyat derslerinin vazgeçilmez ödevlerinden bir tanesidir bu. Okul yıllarındaki klasik dayatması bazı öğrencilerin kitaplardan soğumasına neden olmaktadır.

Doğruyu söylemek gerekirse ben de bu dönemlerden geçtim. Klasiklere merakım olduğu dönemlerde okuduğum bir kitapla bu dünyaya biraz ara vermiştim. Şimdi görüyorum ki bunun nedeni kitabın okuduğum yaşa hitap etmemesi.

Çoğu kişinin diğer klasiklerden daha fazla sevdiği bir kitap vardır. Benim için ise Dostoyevski’nin Suç ve Ceza’sı baş tacımdır. Bu romanın en önemli özelliği yazarın olgunluk döneminde yazmış olduğu ilk büyük roman olmasıdır. Ayrıca Suç ve Ceza, Dostoyevski’nin en uzun ikinci romanıdır. 

Raskolnikov, maddi zoruluklar nedeniyle hukuk fakültesini bırakmak zorunda kalan fakir bir gençtir. Tefecileri toplum içindeki parazit olarak gören genç adam tefeci bir kadın ile onun kız kardeşini öldürür. Her ne kadar cinayeti inandığı şey uğrana işlediğini düşünse de bir süre sonra vicdanı yakasını bırakmaz. İşlediği suç için kendini yer bitirir. Ve en önemlisi de suçun cezasını kendi kendine vermesidir.

11 Ağustos 2014 Pazartesi

Köşe Yazılarım - 21: Eğlenceli ve Aşk Dolu, Kördüğüm (Heidi Betts)



Herkese merhaba!!

Ramazan ayı ve sonrasında da bayram sebebiyle köşe yazılarıma ara vermiştim. Şimdiyse yeniden geri döndüm! 

Diğer köşe yazılarımı okumak için tık tık!!

Keyifli okumalar!!


Heidi Betts’in yazmış olduğu Kördüğüm serisi okuyuculara eğlenceli, komik ve aşk dolu satırlar vaat etmektedir. Kördüğüm, üç kitaplık kısa bir seridir ve tüm kitaplar Türkçe’ye çevrilmiştir. 

Serinin ana karakterleri arkadaştır ve birbirleriyle sıkça görüşmektedirler. İlk kitap, seriye adını veren Kördüğüm romanıdır. Dylan, Ronnie’nin başvurduğu Cleveland Herald gazetesinde işe başlayınca iki gazeteci arasında amansız bir rekabet başlamıştır. Sık sık aynı mekanda karşılaşıp, birbirleriyle hiç konuşmayan ikili rekabeti köşe yazıları aracılığı ile sürdürmektedirler.

Rekabet konuları; bungee jumping veya rafting yapmak, vücuda dövme yaptırmak gibi herkesin cesaret edemeyeceği şeylerdir. İlk pes eden ise yenilmiş sayılacaktır. Ama Ronnie’nin son isteği, Dylan’ı hayatındaki en zor işiyle karşı karşıya getirmiştir. Ronnie, genç adamın örgü örmeyi öğrenemeyeceğini iddia etmiştir. 

Dylan bu iddaya ilk başta şaşırsa da sonradan yapabileceğine karar verir. Öyle ya örgü örmek ne kadar zor olabilir ki? Bir dizi olaylar sonucu Dylan’a örgü örmeyi öğretme görevi Ronnie’ye düşünce, ikili kendilerini örgüden daha zor bir düğümün içinde bulmuştur: Aşk! 

Serinin ikinci kitabı Seviyor Sevmiyor ise daha önceden evlenip, boşanmış bir çift olan Jenna ve Gage’in hikayesini okumaktayız.  Jenna kendini bildi bileli anne olmak isteyen bir kadındır. Bu istediğine sahip olabilmesi için herhangi bir erkeğe ihtiyacı yoktur. Onun yalnızca eski kocası Gage’e ihtiyacı vardır. Genç adamla kötü biten evliliği buna engel değildir.

23 Haziran 2014 Pazartesi

Köşe Yazılarım - 20: Yepyeni Bir Kitap Türü: New-Adult



Herkese merhaba!!

Yeni bir köşe yazımla sizlerleyim. Bu haftanın konusu yeni-yetişkin kitap türü ve ülkemizde çıkan iki örneği.

Diğer köşe yazılarımı okumak için tık tık!!

Keyifli okumalar!!





Yurt dışında ilgi gören yeni-yetişkin (new-adult)  roman türünden kitaplar, yavaş yavaş ülkemizde de ilgi görmeye başlamıştır. Bu türden romanların yayınlanmasıyla birlikte okuyucularda talep artmış ve yayınevleri de bu talebi karşılamak amacıyla bolca yeni-yetişkin roman türünde kitaplar yayınlanmaya başlamıştır. 

Peki nedir bu yeni-yetişkin roman türü? 18-25 yaş arasındaki gençlere hitap eden bir roman türüdür. Genellikle karakterlerin üniversite yılları ve ilk aşklarını temel alarak yazılmaktadır. Onun dışında konusuna göre fantastik romanlarda da karşılaşabilirsiniz. Tür olarak da yeni-yetişkin fantastik, yeni-yetişkin günümüz romanı olarak adlandırılmaktadır.
Playing with Fire serisinin ilk kitabı olan Güzel Bir Yalan, yeni-yetişkin roman türünün örneklerindendir.  Seri dört kitaptan oluşmakla birlikte, her bir kitapta bir ajanın hikayesi anlatılmaktadır. Diğer kitapların ana karakterleri de bu kitapta yer almakta ve grubun önemli kişileridir. Serinin ilk kitabı Türkçe’ye çevrilmiştir.

Garrett McCarthy, Annabelle Parker ve Milo Roberts sekiz senedir birbirlerinin en yakın arkadaşıdır. Milo ve Parker ise arkadaşlıklarını bir adım ileriye taşımış nişanlanmışlardır. Gareth, Parker’ı ilk gördüğü anda ona aşık olmuştur sadece ilk Milo aşkını itiraf etti diye kendini geri çekmiştir. Erkek karakterimiz her ne kadar o zamanlar bunun geçici olduğunu düşünse de genç kadını senelerce gizli gizli sevmiştir.  

16 Haziran 2014 Pazartesi

Köşe Yazılarım - 19: JENNIFER L. ARMENTROUT ile SÖYLEŞİM



Herkese merhaba!

Bu hafta köşede çok sevdiğim bir yazarla söyleşi var!! Kim mi? JENNIFER L. ARMENTROUT!!!

Yazarla iletişime geçerken çok fazla umudum yoktu ama şans benden yanaymış *_*

Diğer köşe yazılarım için tık tık!!

Keyifli okumalar!!


Jennifer L. Armentrout dediğiniz zaman ben de akan sular durur. Yazarın romanlarını severek okuyorum. Hatta bazı kitapları için gün saydığım bile olmuştur. Hal böyle olunca yazarla iletişime geçtim ve kendisi benimle küçük bir söyleşi yapmayı kabul etti.  

Jennifer, okuyucuları tarafından merakla beklenen ve birçok kitap türünde romanlar yazan bir yazardır. Ülkemizde ciddi fanları olan Lux serisi (uzaylı bir fantastik seri), Melez Sözleşmeleri serisi, Saplantı (Lux serisinin yan kitabı) ve yeni yetişkinlere yönelik Kış Güneşi kitapları yayınlanmıştır.

Yazarın romanları iki farklı isimle çıkmaktadır. Jennifer ismi fantastik kitaplarda, J. Lynn adı ise yetişkinlere yönelik romanlarda kullanmaktadır. Jennifer’a tekrardan teşekkür ediyor ve sizi kısa söyleşimizle baş başa bırakıyorum. 

Kitap Tutkusu: Çok hızlı yazıyorsun ve tüm kitapların birbirinden güzel. Sence hızlı yazmanın sırrı ne?

Jennifer L. Armentrout: Aslında hızlı yazmamın bir sırrı olduğunu düşünmüyorum. Genellikle aklıma bir fikir gelir ve ben sonrasında oturup yazmaya başlarım. Bazı kitaplarımı çabuk yazdığım doğrudur ama bazıları da gerçekten uzun zamanımı alır. Bu sadece kitaba ve konusuna bağlıdır. Bunun yanı sıra her gün yazmaya çalışırım, böylece çalıştığım kitaptan uzaklaşmamış oluyorum.

KT: Bu aralar herhangi bir kitap üzerinde çalışıyor musun? Çalışıyorsan, sakıncası yoksa bizimle paylaşabilir misin?

9 Haziran 2014 Pazartesi

Köşe Yazılarım - 18: Kitaplarla Yaza Merhaba



Herkese merhaba!!

Bu hafta değişiklik yapıp sizlere yaz için kitap önerilerinde bulundum. Umarım işinize yarar.

Diğer köşe yazılarımı okumak için tık tık!!

Keyifli okumalar!!

 

Havalar her ne kadar yağmurlu geçse de artık Haziran ayındayız ve yaz geliyor. Tatil için gün saydığımız şu günlerde tam da mevsimine uygun kitap önerilerine ne dersiniz? 
 
Geçmiş ve günümüz arasında geçen biraz gizemli ve sizi meraklandırıcı bir roman okumak isterseniz Sarah Jio’nun Son Kamelya adlı kitabını okuyabilirsiniz. Kitabımız 1940’lı yıllar ile günümüzde geçmektedir. Livingston Köşkü, Rex’in anne ve babası tarafından satın alınmıştır. Yazar olan Rex, hem dinlenmek hem de kitabını yazmak için eşi Addison ile beraber köşke gelmiştir. Köşk sırlar ve gizemler ile doludur. Özellikle kahya çok dikkat çekmektedir. Addison ve Rex bir yandan köşkün sırlarını çözmeye çalışırken, bir yandan da Addison’un geçmişi ile uğraşmaktadırlar.

1940’lı yılları Livingston Köşkü’ndeki çocukların dadısı Flora Lewis tarafından anlatılmaktadır. Günümüzü ise Addison anlatmaktadır.  Flora’nın amacı dadılıktan ziyade Middlebury Pembesi olarak bilinen ender bir kamelya türünü bulup haber vermektir. Genç kız ailesi için kamelyayı bulmak zorundaydı. Okurken bazen şaşırdığım bazense içimin burkulduğu aile-dram türünün en iyi kitaplarından biri Son Kamelya. 

Tarihi aşk romanlarını çok severim. 1800’lerin Londrası, dönemin kıyafetleri, unvanlar çok ilgimi çeker. Bu türdeki tavsiyem geçen ay çıkan Julia Quinn’in Cennet Gibi romanı. Yazarı okuyanlar Bridgerton serisinden bu romanda geçen karakterleri tanıyacaktır. Julia, o serideki yan karakterlerin ana karakter olduğu yine o dönemde geçen yeni bir seriye başlamış. 

Honoria Smythe-Smith ağabeyinin en yakın arkadaşına aşıktır. Marcus Holroyd ise en yakın arkadaşının kız kardeşine aşıktır. Tek sorun bu da değildir. Honoria’nın ağabeyi bir skandala karışarak ülkeyi terk etmek zorunda kalınca kız kardeşini en yakın arkadaşına emanet etmiştir. Marcus, genç kızın düzgün biriyle evlilik yapacağından emin olacaktır ama ona göre hiçbir erkek Honoria’ya layık değildir. Genç kızın taliplerini bir yolunu bularak teker teker kaçıran Marcus isteğine ulaşmak için elinden geleni yapacaktır. 

2 Haziran 2014 Pazartesi

Köşe Yazılarım - 17: Sabrina Jeffries Röportajım



Herkese merhaba!!

Bu hafta köşemde çok sevdiğim can yazarlarımdan biri olan Sabrina Jeffries ile röportaj vaaarrr!!!

Diğer köşe yazılarım için tık tık!!

Keyifli okumalar!!


Yeni bir yazar röportajına ne dersiniz? Çok sevdiğim ve Türkçe’ye çevrilmiş tüm kitaplarını okuduğum bir yazar olan Sabrina Jeffries’e röportaj teklifinde bulundum ve o da beni kırmadı, kabul etti. Yazara sorularım çok az çünkü mailleştiğimiz zamanda, kendisi hem yeni bir kitap üzerinde çalışıyordu hem de New York Times çok satan yazarlar toplantısına hazırlanıyordu. Aklımda sormak istediğim çok fazla soru vardı ama bu nedenlerden dolayı sorularımı minimuma indirmek zorunda kaldım.

Sabrina Jeffries kitapları New York Times ve USA Today listelerine girmiş bir yazardır. Okuyucuları onu esprili diyalogları ve karakterleri ile tanımaktadır. Yazar, tarihi aşk romanı türünde kitaplar yazmakta olup dokuz kitabı Türkçe’ye çevrilmiştir. 

Kitap Tutkusu: Merhaba Sabrina. Öncelikle röportaj teklifimi kabul ettiğin için teşekkür ederim. Türkçe’ye çevrilmiş tüm kitaplarını okudum. Favori kitabım ise Sır Gibi Sakladım. Minerva ve Giles sevdiğim karakterler. Yazdığın kitaplardan hangisi favorin?

Sabrina Jeffries: Ben teşekkür ederim Kitap Tutkusu. Diğer ülkelerdeki okuyucularımla iletişim halinde olmayı çok seviyorum. Soruna gelirsem; gerçekten favori bir kitap seçemiyorum çünkü yazdığım zaman her kitap benim favorim oluyor. Bir sıralama yaparsam Sır Gibi Sakladım kitabım listenin üst sıralarında yer alır. Minerva’yı yazarken çok eğlenmiştim.

KT: Yazdığın karakterlerden biri olsaydın, hangisi olurdun?

SJ: Bir çok yönüyle Minerva olamazdım. Favori kitabın olduğundan dolayı onun adını verdim. Bir Çapkına Vuruldum kitabımdaki Amelia olmak isterdim. Yazdığım zaman Amelia’nın yaşadıklarını sevmiştim.

26 Mayıs 2014 Pazartesi

Köşe Yazılarım - 16: Yoklar Serisi



Herkese merhaba!!

Bu hafta köşemde Yoklar serisine yer verdim. 

Diğer köşe yazılarım için tık tık!!

Keyifli okumalar!!


Hepimizin, çocuk ya da ergen hiç fark etmez ama büyüme aşamasındayken ebeveynlerimizle sorunlarımız olmuştur. Ödev yapmamayı, rahat rahat televizyon seyretmeyi, dilediğimiz kadar abur cubur yiyip bilgisayarda oyun oynamayı istemişizdir. Peki ya bu isteklerimiz bir gün gerçek olursa? 

Michael Grant’ın Yoklar serisi, 15 yaşından büyük herkesin birden yok olması ile başlamakta ve bunun yarattığı sorunlarla devam etmektedir. Kitabın ilk başları biraz durağan geçmektedir. Çünkü; çocuklar ne olduğunu anlamaya çalışıyor, hiç bir şey bilmiyorlar ve kasabada tam bir kaos ortamı mevcut. Caine ve arkadaşları ortaya çıktığı zaman kitap birden durağanlıktan çıkmakta ve elinizden bırakamayacak kadar sürükleyici bir hal almaktadır. 

Kim bu Caine ve arkadaşları? Kasabada iki tane okul vardır. Birincisi normal öğrencilerin (öne çıkanlar; Sam, Astrid, Edilio, Quinn, Mary vs.) gittiği okul, ikincisi ise Caine ve arkadaşları (öne çıkanlar; Diana, Drake, Jack vs.) gibi sorunlu öğrencilerin gittiği okul olan Coates. Tüm yetişkinler ortadan yok olunca normal okula giden öğrenciler ile Coates’li öğrenciler karşı karşıya kalmaktadır. 

20 Mayıs 2014 Salı

Köşe Yazılarım - 15: Kitaplardan Filmlere Büyülü Yolculuk



Herkese merhaba!!

Bu hafta köşemde film olan kitaplara yer verdim. Kitaptan filme doğru bir yazı sizi bekliyor.

Diğer köşe yazılarım için tık tık!!

Keyifli okumalar!!


Gün geçmiyor ki beyaz perdede kitaptan uyarlama bir film görmeyelim. Özellikle gençlerin fantastik kitaplara olan düşkünlükleri yapımcıları harekete geçirmeye yetmiştir. Yüzüklerin Efendisi ve Harry Potter, kitaptan uyarlanan filmler için farklı bir kapı açmış ve dikkatleri çekmiştir.

Zamanla bu furyaya Alacakaranlık serisi, Açlık Oyunları üçlemesi, Hobbit gibi Newyork Times’ın çok satan kitapları da eklenmiştir. Kitap okumak okuyucunun kendine yarattığı bir dünya iken, sinema görsel efektleri ile izleyicinin karşısına çıkmıştır. Kitap mı, film mi ya da her ikisi mi sorusuna cevabım kitabın içeriğine göre değişir olacaktır.

Benim için önemli olan filmden önce kitabı okumak, kendi hayal gücümde olayları resmetmektir. Kitabın konusuna göre görsel efektlerine inanırsam filmi izlemeye karar veririm ama önceliğim her zaman kitabı okumaktan yanadır.

12 Mayıs 2014 Pazartesi

Köşe Yazılarım - 14: Meleklerin Karanlık Doğası



Herkese merhaba!!

Bu haftanın konuğu En Karanlık Gece ile Gena Showalter!

Diğer köşe yazılarımı okumak için tık tık!!

Keyifli okumalar!!


Fantastik kitapları her ne kadar çok sevsem de melek konulu romanları okumayı pek tercih etmiyordum. Bana göre melekler fantastik dünyanın saf ve temiz varlıklarıydı – ta ki bu kitaba kadar! Karanlığın Efendileri serisi bendeki melek algısını kırdı ve artık bu tarz kitapları okuyacağıma karar verdim. Gena Showalter’ın En Karanlık Gece kitabı ile meleklerinde karanlık bir doğasının olabileceğini gördüm.

Seri on bir kitap ve üç novelladan oluşmaktadır. İlk üç kitap olan; En Karanlık Gece, En Karanlık Öpücük ve En Karanlık Zevk Türkçe’ye çevrilmiştir.

Maddox, Lucien, Torin, Reyes, Aeron ve Paris. Altı savaşçı yaptıkları bir hata nedeniyle Tanrılar tarafından cezalandırılmışlardır. Hepsinin içinde farklı iblisleri vardır ve bu durum sonsuz yaşamlarında alabilecekleri en büyük cezadır. Öyle ki Maddox, her gece ölüp, cehennemde yanmakta ve sabah olduğunda yeniden dirilmektedir. 

Torin’in içinde hastalık vardır ve kimseye dokunamamaktadır. İçlerinden en merak ettiğim karakter ise Torin. Nedenine gelince Torin yüzyıllardır kimseye dokunamadığından hiçbir kadınla ilişki yaşamamıştır. Şimdiye kadar sadece bir kadına dokunmuştur. Bu hareketi neredeyse dünyanın sonunu getirecek bir hastalık ile sonlanmıştır. 

5 Mayıs 2014 Pazartesi

Köşe Yazılarım - 13: Alyssa Day Röportajım!!



Herkese merhaba!!

Bu hafta köşemde kitap yorumu ile değil de çok sevdiğim bir yazar olan Alyssa Day ile yaptığım röportajla sizlerleyim. Röportaj fikrini hiç aklımda yokken aklıma sokan, beni cesaretlendiren ve her anımda yanımda olan Pudram ve blog ikizime çok teşekkür ediyorum. Kızlar olmasa bu yazı da röportaj da olmazdı. :*

Alyssa Day çok sevdiğim bir yazar. Martı Yayınları’ndan Poseidon Savaşçıları serisinin ilk üç kitabı Atlantis’inYükselişi, Atlantis’in Uyanışı ve Atlantis’in Kurtuluşu Türkçe’ye çevrilmiştir.

Diğer köşe yazılarımı okumak için tık tık!!

Keyifli okumalar!!


Kitap Tutkusu köşesinde bu hafta bir değişiklik yapıp, yazar röportajı okumaya ne dersiniz? Poseidon Savaşçıları serisinin yazarı Alyssa Day röportaj teklifimi kırmayıp, kabul etti ve sorularımı yanıtladı. Çok sıcakkanlı bir yazar. Mailime ilk cevabından itibaren yazışmamız sürecinde bana tüm içtenliğini hissettirdi. 

Poseideon Savaşçıları, Alyssa Day’in yazmış olduğu fantastik bir seridir. Vampirler, kurtadamlar, cadılar, büyüler ve kayıp kıta Atlantis’ten savaşçılar’ın olduğu heyecan dolu hikayeler sizi beklemektedir. 

Kitap Tutkusu: Merhaba Alyssa. Öncelikle röportaj teklifimi kabul ettiğin için çok teşekkür ederim. Sorularıma senin hakkında hiç bilgisi olmayan insanlara kendini nasıl tanıtırsın diye başlamak istiyorum. Bana biraz kendinden bahseder misin?

Alyssa Day: Merhaba Kitap Tutkusu. Bana röportaj teklif ettiğin için ben teşekkür ederim. Kendimden bahsedecek olursam; babam pilot olduğu için gökyüzünde büyüdüm diyebilirim. Hatta 2 yıl İzmir’de yaşadım. İzmir’de harika zaman geçirdiğimi ve Türk halkının yardımsever olduğunu hatırlıyorum. Her sabah markete gider ve taze ekmek satın alırdım. Tadı harikaydı ve hala favorimdir. Türkçe olarak “ekmek” diyorsunuz, değil mi? Üniversitede hukuk okudum ve birkaç yıl avukatlık yaptım. Ancak kitap yazmayı daha çok seviyordum ve yazarlık yapmaya başladım. Bir donanma subayı ile evliyim ve iki çocuğumuz var. Bir gün yine Türkiye’ye dönmek isterim.

KT: Poseidon Savaşçıları serisini hiç okumamış birine nasıl anlatırsın?

AD: Poseidon savaşçıları serisi bir fantastik romandır. Kayıp kıta Atlantis’ten gelen ve sonsuza kadar dünyayı kötülerden korumayı amaçlamış savaşçıları konu alan bir seridir.

Yazarımızdan çalışma ortamının fotoğrafını istedim, saolsun kırmadı beni. Alyssa Day'in kitaplarını yazdığı ortam.

28 Nisan 2014 Pazartesi

Köşe Yazılarım - 12: Büyülü Bir Dünya: Zehir Ustası (Maria Snyder)



Herkese merhaba!!

Bu hafta köşedeki konuğum çok sevdiğim bir serinin ilk kitabı olan Zehir Ustası! Bu seriyi o kadar çok seviyorum ki hala son kitabı okuyamadım. Nedeni de seriye henüz veda etmeye hazır olmamam.

Diğer köşe yazılarıma buradan ulaşabilirsiniz!!

Keyifli okumalar!


Zehir Ustası, Maria Snyder’ın özgün, sürükleyici, büyü ve aşk dolu fantastik üçlemesinin ilk kitabıdır.

Eğer celladına aşık olsaydın, hapishaneden kaçar mıydın? Celladının elinden hızlı bir ölüm mü isterdin, yoksa yavaş yavaş zehirlenmeyi mi tercih ederdin? 

Yelena idam edilmek üzereyken hiç beklemediği bir teklif almıştır. Ixia’nın yeni komutanı Ambrose’un çeşnicisi olmak! Eğer kabul ederse hapisten kurtulup en güzel yemekleri yiyecek ve sarayda yaşayacaktır. Ama bu iş ne kadar cazip gözükürse gözüksün çok tehlikelidir. Komutan Ambrose’un çok fazla düşmanı vardır ve onun yaşamasını istememektedirler. Komutan çok iyi korunduğu için de yemeğine zehir koymak ölümlerden en garanti olanıdır.

Yelena, kaçmasın diye komutanın en güvendiği adamı Valek, Yelena’ya her gün Kelebek Tozu adında bir zehir içirmektedir. Amaç, Yelena’nın her gün Valek’ten ölmemek için panzehir almasını sağlamaktır. Eğer panzehiri almazsa genç kızı çok acılı bir ölüm beklemektedir. Yelena’yı hapishanede yaşadığı günlerden daha zorlu bir hayat beklemektedir. Ixia’dan kaçsa da, burada kalsa da ölüm her zaman onun arkasındadır. 

22 Nisan 2014 Salı

Köşe Yazılarım - 11: Cesaretin Var mı? (Cesaretin Var mı - Vicky Dreiling)


Herkese merhaba!
Köşemin bu haftaki konuğu Cesaretin Var mı kitabı ile Vicky Dreiling’di.
Diğer köşe yazılarıma buradan ulaşabilirsiniz.
Keyifli okumalar!!

Vicky Dreiling’in Cesaretin Var mı kitabında, eğlenceli diyaloglar ile duygusal bölümleri bir arada yer vermesi ve yoğun bir aşk hikayesi anlatması ile tarihi aşk romanı severlerin ilgisini çekmektedir.
Shelbourne Dükü Tristan, düklüğün devamlılığı adına evlenmeye karar vermiştir. Onun için evlenmek sadece varis anlamına gelmektedir. “Aşk evliliği mi, o da ne?” diye düşünerek etrafta gezmekte ve mantığına uygun bir eş seçmeye çalışmaktadır. Önemli olan ömrünün geri kalanında tahammül edebileceği bir eş bulmaktır. Ama ne yazık ki bu konuda pek başarılı olduğu söylenemez.
Özellikle de gazetelerin onun sosyetenin en gözde bekarı ilan etmesinden beri yerden 29 dantel mendil, 5 oğlak derisi eldiven ve de 12 fil dişi yelpaze toplamıştır. Bu durumdan sıkılan Dük, yine gelin avına çıktığı bir baloda Bayan Tessa Mansfield ile tanışmıştır. 

14 Nisan 2014 Pazartesi

Köşe Yazılarım - 10: Komik, Eğlenceli, Romantik: Writer Serisi



Herkese merhaba,
Zaman hızla akıp geçiyor ve 10. yazım oldu bile :)
Köşemin bu haftaki konuğu Rachel Gibson’ın Writer serisi.
Diğer köşe yazılarıma buradan ulaşabilirsiniz.

Keyifli okumalar!! 


Rachel Gibson’ın yazdığı Writers serisinde, dört kadın yazarın hikayesi anlatılmaktadır. Lucy polisiye-gerilim tarzında, Clare tarihi aşk romanları, Maddie gerçek suçluların olduğu romanlar ve Adele fantastik kitaplar yazmaktadır. Tanınmış yazarlar olan kadın karakterler birbirleri ile çok yakın arkadaşlardır. Ancak; aşk hayatları, iş yaşamları gibi doğru düzgün gitmemektedir. Seride hepsinin aşk ve yazarlık serüvenlerini sırayla okumaktayız.

Gizemli Oyun, Writers serisinin ilk kitabıdır. Lucy, polisiye-gerilim romanları yazan bir yazardır. Son kitabındaki karakterleri için hemen hemen her gün internette tanıştığı adamlarla buluşmaktadır. Eve geldiğinde ise bir katil olsam buluştuğum adamları nasıl öldürürüm fikrinden yola çıkarak romanını yazmaktadır. Lucy romanını yazarken hikayenin gerçeğe çok yakın olmasını istemektedir.  Ancak, tam romanında anlattığı gibi üç ölüm meydana gelince polisler genç kadından şüphelenmeye başlamışlardır. Bu aşamada devreye erkek karakterimiz Polis Quinn girmektedir. Lucy’e kendini bir tesisatçı olarak tanıtarak, kadına hem yakın olmayı hem de onu yakalamayı amaçlamaktadır. Quinn’e göre Lucy bir katildir, ancak Lucy için genç adam romanında yer alabilecek sıradan bir kurban adayıdır. Bir yalanla başlayan Gizemli Oyun’da Lucy ve Quinn’in birbirlerine güvenmeleri ne kadar zaman alacaktır? 

İçinde Aşk Var, Writers serisinin ikinci kitabıdır. Başarılı bir aşk romanı yazarı olan Clare’in gerçek hayatta aşktan yana şansı hiç gülmemiştir. Özelikle tam da aşkı bulduğunu sandığı anda nişanlısının kendisini başka bir erkekle aldattığını öğrenince tüm dünyası başına yıkılmıştır. Clare artık aşık olmamaya yeminli bir kadındır ta ki geçmişten gelen bir adam, onun hayatını tekrardan sallayana kadar. 

Sebastian, Clare’in evinde çalışan bahçıvanın oğludur ve ikili çocukluk arkadaşıdır. Seneler önce, ikisi çocukken bir olay olur ve Sebastian çok uzun seneler Clare ile görüşmez. Genç adam için Clare, masallardaki cadılardan farksızdır. Ancak, bir insan cadıya da aşık olabilir değil mi? 

7 Nisan 2014 Pazartesi

Köşe Yazılarım - 9: Mitolojik Bir Dünyanın Kapıları Aralanıyor!

Herkese merhaba,

Çok sevdiğim adeta hastası olduğum bir seri olan Melez Sözleşmeleri’ni yazmasam olmazdı.

Keyifli okumalar!!


Mitoloji okumaya ne dersiniz? Yunan Tanrıları, safkanlar, melezler, Titanlar, savaş için yaratılmış canlılar… Yeryüzünde, tamamen insanlardan gizli bir yer. Apollo’nun ortalarda dolaştığı, Hades’in bir markette bir anda karşınıza çıkabileceği, dünyalar güzeli Artemis’in oku ile savaş meydanlarında korku saldığı yepyeni bir dünya burası. 

Hematoi ırkı, Yunan Tanrıları ve yaratıkların bir soyudur. İki Hematoi’nin çocuğuna safkan, Hematoiler ile ölümlülerin çocuklarına da melez denilmektedir. Safkanların kendilerine özgü özel güçleri vardır ve toplum içinde onlara soylular denilmektedir. Hiçbir gücü olmayan melezlerin ise yaşamak için sadece iki seçeneği vardır: Ya eğitimli birer avcı olup iblis avlayacaklardır ya da safkanlara hizmet edip onların kölesi olacaklardır. 

Melez Sözleşmeleri serisi, bir melez olan Alex’in gözünden anlatılmaktadır. Alex, yaşamını köle olarak geçirmek yerine avcı olmaya karar vermiştir. Öğrencilerin uyması gereken bazı kurallar vardır ancak Alex değil bir kurala uymak hiç birine uymamaktadır. Bir safkan ile ilişki yaşamak gibi en önemli kuralı çiğnemiştir bile. 

24 Mart 2014 Pazartesi

Köşe Yazılarım - 8: Gansett Adası'na Hoş Geldiniz!! (Bir Aşk Çarpıntısı - Marie Force)


Herkese merhaba!!!

Sekizinci köşe yazımın konuğu Marie Force'un Bir Aşk Çarpıntısı kitabı. Çok severek okumuştum. Serinin devamı çabuk gelse süper olur!!

Herkese keyifli okumalar!!!


Bir Aşk Çarpıntısı romanının yayınlanmasıyla birlikte Türk okuyucuları ile buluşan Marie Force, New York Times’ın çok satan yazarları arasındadır. Yurtdışında sevilerek okunan yazarın 30’dan çok romanı 2,5 milyondan fazla satmıştır. 

The McCarthys of Gansett Island serisinin ilk kitabı Bir Aşk Çarpıntısı’dır. Marie, serinin doğuş hikayesini kitabın başında yazar notu olarak şu şekilde açıklamaktadır: 

*“Küçük bir çocukken ailemin teknesiyle adaya ayak bastığım andan itibaren, üniversite aşkıma, şimdi ise her yaz ailece en sevdiğimiz tatil köşesine uzanan süreçte, Block Adası hayatımda büyük bir rol oynadı. Bana daha çok ilham veren başka bir yer yok. Block Adası kitaplarımda o kadar çok boy gösteriyor ki, kendi kafamda uyarladığım biçimiyle adada geçen bir dizi yazmam an meselesiydi. Gansett Island ve McCarthy ailesi işte böyle doğdu.” (*Bir Aşk Çarpıntısı kitabı yazar notu.)
 
The McCarthys of Gansett Island serisi, on kitap ve bir novelladan (novella: kısa roman) oluşmaktadır. Karakterler adada yaşayan, birbiriyle kardeş, arkadaş ya da bir şekilde bağlantıları olan kişilerdir. Bir Aşk Çarpıntısı’nı okuyup seriyi araştırdığım zaman adı geçen çoğu karakterin bir kitabı olduğunu gördüm. Kurgu ve yazara bağlı olarak seri mantığı değişmektedir. Ancak Marie Force’un bir sonraki kitap hakkında ufak ipuçları vermesini seri açısından süreklilik sağladığına inanmaktayım. 

17 Mart 2014 Pazartesi

Köşe Yazılarım - 7: Mükemmel Kurgu, Gece Yarısı Nesli



Herkese merhaba!!

Yedinci köşe yazımla sizlerleyim. Bu haftaki konuğum Lara Adrian'ın Gece Yarısı Nesli serisi. 

Keyifli okumalar!!


Lara Adrian’ın Gece Yarısı Nesli serisi fantastiksever birçok okuyucunun favori kitabıdır. Ana tema vampirler üzerine kurulmuştur ancak diğer vampir kitaplarından ayrı olarak kendi içerisinde özgün bir kurgusu vardır. On bir kitaptan oluşan serinin beş tanesi Türkçe’ye çevrilmiştir. Her kitapta bir savaşçının aşk hikayesinin anlatılması ile birlikte bir önceki kitapta olan olayların da devamı anlatılmaktadır.

Gece Yarısı Öpücüğü serinin ilk kitabıdır. Bu kitabı okurken savaş, olaylar ve aşk dışında bol bol kitaba özgü terimler ve açıklamaları ile karşılaşmaktayız. Seriyi daha iyi anlama açısından yazarın bu tarz açıklamalarının okuyucuya kolaylık sağladığını düşünmekteyim. Kitaplarda sık sık karşılaştığımız ve bilmemiz gereken terimler: 

Soylu grup; insanları öldürmeden onlardan beslenen, sonunda ne olduğunu anlamayacak şekilde hafızalarını silen ve kendine özgü özel yetenekleri olan vampir grubudur. Soy eş; vampirlere çocuk doğurabilen, vücutlarında bir leke ile diğer insanlardan ayrılan kadınlardır. Issızlık; kan susuzluğuna dayanamayan vampirlerin insanların kanını öldüresiye içmesidir. Kölelik; ıssız vampirlerin insanların içindeki insanlık kavramını yok ederek onları kendilerine bağlamalarıdır. Ne de olsa vampirler güneşe çıkamamaktadır ve gündüz işleri birileri yapmak zorundadır.

Vampir savaşçıların lideri Lucan ıssızlığa çok yaklaşmıştır. Ya kendini kana susamışlığa bırakacak ya da içindeki canavarla savaşacaktır. Lucan kendi içinde bu sorunlarla uğraşırken dışarıda ıssızlar ortalığı karıştırmaktadır. Issızların amacı; gizlice birlik olmak ve dünyayı ele geçirmektir. Soylular ve Issızlar arasında kalmış bir kadın olan Gabriell korunmaya muhtaçtır. Adeta bir bıçak sırtında yürüyen Lucan’a bu görevin verilmesi ikili açısından zor, karmaşık ama yine de aşk dolu başka bir serüvene adım atmalarını sağlayacaktır. 

Sakin bir hayat süren veteriner Tess’in hayatı gece yarısı bir yabancının ona gelmesi ile tamamen değişmiştir. Genç kadın, onun bir vampir olduğunu bilmeden hayatını kurtarmıştır. Dante günü yaşayan aşka inanmayan bir vampirdir. Tess onun için hayatını kurtaran bir insandan fazlası değildir. Ama gelecek onlar için çok farklı bir yön çizmiştir. Bir şekilde Dante artık Tess’in koruyuculuğunu yapacaktır. Kızıl Öpücük’te vampir savaşları dışında, taş kalpli Dante’nin Tess’e bağlanmasını okumaktayız.

Elise Chase’in tüm sevdikleri ıssız vampirler tarafından öldürülmüştür. Ve şimdi intikam zamanıdır! Doğaüstü psişik yetenekleri genç kadını mahvettiği için sık sık güçsüz duruma düşmektedir. Ona yeteneklerini kullanmasını öğretecek tek bir kişi vardır: Soylu bir savaşçı olan Tegan. Vampir Tegan sevdiklerini kaybetmiştir. Gece Yarısı Uyanış’ında benzer acılar ortak bir amaç uğruna birleşirken ikilinin de aşk yolunda ilerlemesi zor olmayacaktır. 

Serinin dördüncü kitabı Gece Yarısı Çığlığı’nda yaralı bir savaşçı olan Rio’nun aşka bir kez daha şans vermesi anlatılmaktadır. Gazeteci Dylan, sırlarla dolu bir mezar keşfedince tüm tehlikeyi üzerine çekmiş olur. Aslında o mezar kadim bir vampire aittir ve yok edilmesi gerekmektedir. Görev Rio’nundur ancak Dylan tarafından ifşa edilen bu mezarlığın kimse tarafından bilinmemesi gerekmektedir. Bu amaçla genç kadının peşine takılan vampir kendisini yeniden aşka inanırken bulacaktır. 

Beşinci kitap Gece Yarısı Tuzağı’nda, tuzaklarla dolu bir hikaye okuyucuyu beklemektedir. Savaşçı Nikolai hiç beklemediği anda bir kapana kısılmıştır. Tuzak kuranlardan birisi de muhafız olan Renata’dır. O da bu duruma mecbur bırakılmış, kendisinden saklanan gerçekleri bilmeden Nikolai’yi çıkması zor bir duruma sokmuştur. Genç kız gerçekleri öğrendikçe hem vampirle yakınlaşacak hem de intikam için savaşacaktır. 

Altıncı kitap henüz Türkçe’ye çevrilmedi. Ben de dahil olmak üzere serinin sevenleri sabırsızlıkla yeni kitabı beklemekteyiz. Alacakaranlık ile birlikte o kadar çok birbirine benzer vampir kitapları piyasada yer buldu ki okuyucular özgün olanlara yönelmeye başladı. Gece Yarısı Nesli’nde dışarıdan bakıldığında klasik bir vampir kitabı gibi görülebilir, ancak okuduğunuz zaman tamamen şaşıracağınız bir kurguya sahiptir. 



Diğer Köşe Yazılarım


   
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...