Dram etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Dram etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Mart 2021 Salı

Weightlifting Fairy Kim Bok Jo K-Drama Dizi Yorumu

 

Herkese merhaba!

BCP (BloglarıCanlandırma Projesi) Mart ayı yazımla sizlerleyim. Bu ayki temamız “kadın” idi. Ben de bu temaya uygun olduğunu düşündüğüm Weightlifting Fairy Kim Bok Jo adındaki Kore dizisini izledim. Dizimiz spor temalı, gençlik, romantik komedi türünde bir dizi.

 


Kim Bok Jo (Lee Sung Kyung), üniversitenin beden eğitimi halter bölümündedir. Arkadaşlarını çok seven, yeri geldiğinde sert yeri geldiğindeyse çok yumuşak kalpli olan genç bir kızdır. Jung Joon Hyung (Nam Joo Hyuk), aynı okulda yüzme bölümündedir. Çok başarılı olmasına rağmen bazı sebeplerden dolayı kendini gösterememektedir.

Kızımız bir gün bir diyetisyene aşık olur ve ondan halterci olduğunu gizler. Aşkı için diyetisyene giden Kim Bok Jo, aslında halter turnuvası için kilo almalıdır. Bir yandan kilo alması için uğraşan Koç’u ile yemekler yiyen, diğer yandan zayıflaması için doktora giden bir kız var karşımızda. O kadar komikti ki o halleri!

Bu arada yüzme öğrencisi Jung Joon Hyung, kızımızın ilkokul arkadaşı ve aşık olduğu doktorun da erkek kardeşi! Tam bir ilişkiler yumağı ama no entrika, yes komedi tadında! Tam da sevdiğim gibi.

27 Şubat 2021 Cumartesi

Alice in Borderland J - Drama Dizi Yorumu


Blogları Canlandırma Projesi (BCP) Şubat ayı yazımla sizlerleyim. Bu ayın teması Uzak Doğu idi. Ben de temaya uygun bir Japon dizisi izledim.


Alice in Borderland ya da diğer bir ismi ile Imawa no Kuni no Alice 2020 yapımı Netflix dizilerinden biri. Dizi aslında, yazarı Haro Aso olan bir mangadan uyarlama. Daha doğrusu önce manga, sonra anime ve en son da dizi olarak bizlerle buluşuyor. Bu tarz uyarlamalarda sıralamayı (manga, anime, dizi/film) takip etmeyi severim ancak Alice in Borderland hakkında böyle bir bilgim yoktu.



Arisu ve arkadaşları Karube ve Chota, birlikte dışarı çıkarlar. Bir anda bir şey olur ve kendilerini aynı yerde fakat farklı bir evrende bulurlar. Burada farklı evrenden kastım görüntünün aynı olduğu fakat bir oyunun içinde olmalarıdır. Oyunlar hem birbirinden çok farklı hem de zordur. Ölüm ise her oyunda, oyuncuları beklemektedir. Dizideki oyunlar hakkında yorum yapmayacağım ama favorim Kupa oyunları. Psikolojik baskılar ve sonuçlarını izlemeyi, diğer oyun türlerine göre daha fazla sevdim.

9 Şubat 2021 Salı

2020 Yılında İzlediğim Kore Dizileri (Part - 2)

 Herkese merhaba!!

2020 yılında izlediğim Kore dizilerine part II olarak yazmaya devam ediyorum. İlk yazımı okumak isterseniz tık tık!!

7. A Korean Odyssey


Sırf Lee Seung Gi için izlediğim fantastik türünde bir dizi A Korean Odyssey. Daha konusuna girmeden kadın karakteri hiç sevmediğimi belirtmek istiyorum. Özellikle dış görünüş olarak Lee Seung Gi’ye hiç yakışmayan bir kişiydi bana göre.

Küçüklüğünden beri kötü ruhları gören Jin Sun Mi’nin (Oh Yeon Seo) yolu Son O Gong (Lee Seung Gi) ve Ma Wang (Cha Seung Won) ile kesişir. İkisi de cennetten kovulmuş ölümsüz ruhlardır ve tanrı olmak için çabalamaktadırlar. Bunun için de her şeyi yapmaya kararlıdırlar.

Dizinin ana konusunun haricinde Ma Wang’ın kendi özel durumu beni çok etkiledi. Ayrıca zombi kız Bong Soon (Lee Se Young) inanılmaz tatlıydı. P.K’nin (Lee Hong Ki) onun için yaptıkları, izlerken insanın yüzünü gülümsetiyor. A Korean Odyssey 20 bölümlük bir dizi ve dizi süresi de uzun. Bazı bölümleri izlerken sıkıldım, bazıların da ise zaman nasıl geçti anlamadım bile. Ana karakterlerin konusundansa yan karakterler olan Ma Wang ve zombi kızın hikayelerini daha çok sevdim. 3,5 puanı hak etmeyen bir dizi ama aynı zamanda 4 puanlık bir dizi de değil. Puan ve tavsiye konusunda kararsız kaldığım bir dizi oldu benim için.

8. Mystic Pop up Bar


2020 favori Kore dizilerimden biri daha! Netfix’de önüme düşünce konusuna baktım ve hemen izlemeye karar verdim. Dizimizin türü fantastik.

Mystic Pop up Bar, yiyecek satan gizemli bir seyyar tezgahta geçmektedir. Müşteriler hem yaşayanlar hem de ölülerdir. İçeride satılan bir içki sayesinde müşteriler içlerini döker ve huzur bulmaya çalışırlar.

Ana karakterler olan Woll Joo (Hwang Jung Eum), Han Kang Bae (Yook Sung Jae) ve Takım Lideri Gwi (Choi Won Young) arasında gizli bir ilişki vardır. Woll Joo karakterine bayıldım bayıldım. Hem çok tatlı hem de bir o kadar çirkef! Sinirlenmeleri, bağırıp çağırmaları, duygusal anları… Hangi birini anlatsam :) Çok tatlı bir karakterdi. Yalnız dizi sadece 12 bölüm, keşke daha uzun olsaydı. Puanım 5, tekrar izlemeyi düşünüyorum.

9. Romance is a Bonus Book


Başrollerinde Lee Jong Suk ve Lee Na Young’ın oynadığı romantik komedi türündeki dizimiz bir yayınevi ve kitapların dünyasında geçiyor. Lee Jong Suk sevdiğim aktörlerden biri değil. Diziyi de sırf kitapların dünyasında geçiyor diye izledim ama çok da beğendim.

Cha Eun Ho (Lee Jong Suk) ve Kang Dan Yi (Lee Na Young) çok uzun zamandır birbirini tanıyorlar. Eun Ho, Dan Yi’e aşık ama genç kadın evlenmiş, boşanmış ve bir kızı var. Tüm bunlara rağmen aşkından hiç vazgeçmeyen bir erkek var karşımızda.

Kang Dan Yi’e izlerken çok üzüldüm. Çok başarılı bir iş kadınıyken, evlenip evine ve kızına bakmak için iş hayatını bırakıyor ve sonra boşanınca da iş bulamıyor. Ya çok tecrübeli ve başarılı diye işe alınmıyor ya da yeni çalışma koşullarına ayak uyduramayacağı düşünülüyor. Ara verdiği için yeni trendleri yakalayamayacağı düşünülüyor. Bir şekilde bir yayınevine giriyor ve yeni hayatına başlıyor. Bu arada Cha Eun Ho ve Kang Dan Yi arasında yaş farkı var genç kadın yaşça daha büyük. Ben bu tarz yaş olgusuna takılmadığım için izlerken sorun olmadı.

İyi ki Lee Jong Suk oynuyor diye diziyi harcamamışım. Beni çok etkileyen, dahası içinde kitapların bulunduğu bir dizi. Severek izledim, puanım 4,5. Yarım puanı da Lee Jong Suk’dan kırmış olayım :p

4 Şubat 2021 Perşembe

Resimli Adam - Ray Bradbury

Kitap Adı: Resimli Adam

Kitabın Orijinal Adı: The Illustrated Man

Yazar Adı: Ray Bradbury

Türü: Bilimkurg, Klasik

Yayınevi: İthaki Yayınları

Sayfa Sayısı: 264

Basım Tarihi: 2017

Puanım: 4/5

 


Arka Kapak Yazısı: Ray Bradbury sadece bilimkurgunun değil fantastik edebiyatın ve korkunun da yirminci yüzyıldaki ustalarından biri. Bilimkurgunun “iyi edebiyat” da olabileceğini kanıtlayan belki de ilk yazar. Tüm yeteneklerini sergilediği ve çerçeve öykü formatında yazdığı Resimli Adam modern bireyin psikolojisine ve teknolojik ilerlemenin karanlık yanına ışık tutan eşsiz bir öykü derlemesi.

Tüm vücudu, hareket eden dövmelerle kaplı Resimli Adam bu durumdan dolayı neredeyse kırk yıldır bir iş bulamamıştır hatta karnavallarda bile çalışamıyordur artık. Çünkü lanetli bedeninin üzerindeki dövmeler geleceği göstermektedir. Yanında belli bir süre geçiren kişinin kaderi Resimli Adam’ın bedeninde görünüverir.

Dövmeleri üzerinden hikayeler bir br ortaya dökülür. Bir çocuğun hayalleri kadar naif, bir bilim insanının gerçekleri kadar kuvvetli toplam on yedi öykü Resimli Adam’ın vücudunda hayat bulur. 

Yorumum: Uzun zamandır İthaki Yayınları’nın Bilimkurgu klasiklerini okumak istiyordum. Ray Bradbury’nin  Resimli Adam kitabı ile bu klasikler dizisine başlamış oldum. İçinde hikayelerinin ana temasının aynı olduğu on yedi tane öykü sizi bekliyor.

Kitabımız, gelecekten gelen bir kadının bir adamın vücuduna dövme yapması ile başlıyor. Bu dövmeler nedeniyle karakterimize Resimli Adam deniyor. Dövmeler, özellikle Resimli Adam’ın yanında bulunan kişinin geleceğini vücudunda gösterdiği için insanlarla iletişimi bozuluyor ve ne işi ne de yaşamı kalıyor kendisine.

30 Ocak 2021 Cumartesi

Still 17 (Thirty But Seventeen) K-Drama Yorumu

 Herkese merhaba!!

Blogları Canlandırma Projesi’nde bir dizi yorumu ile sizlerleyim. Still 17 ya da diğer adı Thirty But Seventeen, umudumuzu asla kaybetmememiz gerektiğini bizlere anlatan bir dizi.



Başrollerinde Yang Se Jong ve Shin Hye Sun oynuyor. Her iki oyuncuyu da daha önce izlememiştim ancak ikisine de bayıldım bayıldım! Özellikle de Shin Hye Sun. Sen ağlama kız ya, gözyaşların içimi parçaladı…

Woo Seo Ri (Shin Hye Sun) on yedi yaşındayken trafik kazası geçirmiş ve bunun sonucunda bitkisel hayata girmiş biridir. Bir gün birden bire gözlerini açması tüm hastane çalışanlarını şaşkına çevirir. Aradan on üç yıl geçmiştir ve kızımızın hiçbir şeyden haberi yoktur. Anne ve babası olmayan Woo Seo Ri’ye kazadan önce dayısı ve yengesi bakıyordu ancak uyandığı zaman ne dayısı ne yengesi onunla birlikteydi.



25 Ocak 2021 Pazartesi

2020 Yılında İzlediğim Kore Dizileri (Part - 1)

 Herkese merhaba!

Geç kalınmış bir yazı ile sizlerleyim. Çok uzun zamandır izlediğim dizi ve filmlerin yorumlarını yapmak istiyordum ama blogumun kitap konseptini bozmak istemediğim için yazmıyordum. Ancak ani bir kararla yorum yazmaya karar verdim ve kararım değişmeden de hemen yazıp yayımlamak istiyorum.

Eskiden hunharca kore dizileri seyrederdim, sonra uzun bir süre ara verdim. Pandemiyle beraber izlenecek dizilerin azalması (çoğunu izlemiştim) ile tekrardan Kore dizilerine geri döndüm.

Nisan ayından itibaren neler izledim hep birlikte bakalım.

NOT: Dizi puanlarım 5 üzerindendir.

1.      W – Two Worlds



Başrollerinde Lee Jong-suk (Kang Cheol) ve Han Hyo-joo’nun (Oh Yeon-joo) oynadığı gerçek dünya ile manga dünyasında geçen bir dizidir. Manganın yazarı Oh Yeon-joo’nun babasıdır. Bir gün bir şekilde kızımız manga dünyasına geçer ve olaylar başlar. Başta diziyi sevsem de ilerleyen bölümleri maalesef sevemedim. Sürekli olayların başa dönüyor olması, bir yerden sonra sıkılmama neden oldu. İzlediğim her şey yalanmış gibi gelmeye başladı. Ayrıca Lee Jong-suk maalesef favori aktörlerimden biri değil. Sanki her rolü aynı karaktermiş gibi oynuyor. Bu dizi ile başka bir dizisindeki rolü arasında bir fark göremiyorum. Han Hyo-joo’nun ise izlediğim ilk dizisiydi ve oyunculuğunu beğendim. Diziye puanım 3.

2.        Cindirella and Four Knights


Başrollerinde Jung II Woo, Ahn Jae Hyun, Lee Jung Shin, Park So Dam, Son Na Eun ve Choi Min’in yer aldığı romantik komedi türünde bir dizidir. Eun Ha Won (Park So Dam) tam Külkedisi hayatı yaşamaktadır. Babası, üvey annesi ve üvey kız kardeşi ile beraber yaşayan kızımızın tek hayali üniversiteye gitmek ancak bunun için paraya ihtiyacı vardır. Bir gün yaşlı bir adamla tanışan Eun Ha Won artık hayallerine çok daha yakındır. Yaşlı adamın ondan isteği; üç haylaz ve birbiriyle anlaşamayan kuzenleri yola getirmesidir, bunun karşılığında da okuması içi gereken yardımı yapacaktır. Aynı evde kalmaya başlayan Eun Ha Won ve kuzenler için aşk kaçınılmaz olacaktır. Eee ne demiş atalarımız ateşle barut yan yana durmaz :P

Diziyi hem karakterler bakımından hem de konu bakımından çok sevdim. Biraz araştırdığımda kitaptan uyarlanan bir dizi olduğunu gördüm. İmkanım olsa kitabını da okumak isterdim. Çok komik sahneler olduğu gibi, duygusal sahneler de vardı. Benim tekrar izleyeceğim diziler arasına girdi. Puanım 5 ve kesinlikle tavsiye ediyorum.

3.      Eulachacha Waikiki



Başrollerinde Kim Jung Hyun, Lee Yi Kyung, Son Seung Won, Jung In Sun, Go Won Hee ve Lee Joo Woo’nun oynadığı komedi türünde bir dizidir. Dizi üç arkadaşın işlettiği Waikiki adındaki bir pansiyonun etrafında dönmektedir. İflas etmek üzere olan pansiyonda bu üçlünün başına gelmeyen kalmamıştır. Özellikle bekar anne Yoon A’nın (Jung In Sun) gelmesi arkadaşların işlerini daha da zorlaştıracaktır.

2020 senesinin hiç sevmediğim dizilerinden biri oldu. Evet güldüğüm çok sahnesi oldu ama kurgu ilerleyişinde sıkıntılar vardı. Oyunculardan Kim Jung Hyun’un abartı hareketleri (rol yapamadığını düşünüyorum), komik olsun diye sürekli karakterlerin başına bir şey gelmesi ve olayların ilerleyişi sevmedim. Çok kişi sevmiş diziyi ama maalesef benden geçemedi ve puanım 2.

15 Kasım 2019 Cuma

Bevelstoke #2: Yaşanacaksa Yaşanacak - Julia Quinn


Kitap Adı: Yaşanacaksa Yaşanacak
Kitabın Orijinal Adı: What Happens in London
Yazar Adı: Julia Quinn
Seri Adı: Bevelstoke
Seri Sıralaması: 2/3
Türü: Historical Romance, Aşk
Yayınevi: Epsilon Yayınları
Sayfa Sayısı: 312
Basım Tarihi: 2019
Puanım: 3/5



Arka Kapak Yazısı: Söylentiler ve dedikodular Londra’nın yaşam kaynağıdır.

Olivia Bevelstoke, yeni komşusunun nişanlısını öldürdüğünü duyunca buna gülüp geçer. Yine de merakına yenik düşerek casusluk yapmaya karar verir. Böylece yatak odasının penceresinde, perdelerin arkasına gizlenip karşı evi izlemeye başlar… ve sonunda kesinlikle bir şeylerin peşinde olan ilgi çekici adamı görür.

Sör Harry Valentine, Savaş Bakanlığı’nın sıkıcı bir bölümde çalışmakta, ulusal güvenlik adına önem arz eden belgelerin çevirisini yapmaktadır ama aldığı tüm eğitime rağmen yaptığı işten memnun değildir. Bir anda muhteşem bir sarışın onu karşı penceresinden gözetlemeye başladığında tedirgin olur. Önce bu genç hanımın sadece herkesin işine burnunu sokan meraklı biri olduğuna karar verir ancak daha sonra, İngiltere için tehlikeli bir prensin ona ilgi duyduğunu keşfeder.

Olivia’yı yakından izlemeye başlayan Harry başına neler geleceğinden habersizdir.

Yorumum: Çok uzun bir aradan sonra herkese merhaba! 2019 başı benim için verimli başlarken, devamı pek de düşündüğüm gibi gitmedi. İlk 3 ayda 17 kitap okumuşum sonrasında ise uzun bir ara… Fuarda alınan kitaplarla beraber tekrar gelen hunharca okuma isteği ile can yazarım Julia’cığımın Yaşanacaksa Yaşanacak kitabına başladım.

Yorumuma geçmeden önce bir şeye değinmek istiyorum. Serinin ilk kitabı (Şahane Bir Kadının Gizli Günlüğü) ülkemizde 2008 yılında çıkmış. İkinci kitap ise 2019. Serilere uzun ara veren yayınevlerine alışmıştık ama bu kadarına da pes! Tam tamına 11 sene. Yayınevi neden böyle uzun bir ara verdi bir fikrim yok, çünkü yazar ülkemizde sevilen ve başka serileri de çevrilmiş biri. Kısacası satan bir yazar. Yayınevinin değişik bir yayın politikası diyorum ve yorumuma geçiyorum.



Serinin ilk kitabının yeri bende ayrıdır. Julia çok sevdiğim bir yazar olmasına rağmen defalarca okuduğum üç kitabı vardır ve birisi de Şahane Bir Kadının Gizli Günlüğü’dür. Bu kitap için ise aynısını diyemeyeceğim. Tam tersi çok fazla sevmediğim Julia kitaplarının arasına girdi.

Başlangıçta kitap çok iyi başlamıştı ancak zamanla olaylar o kadar hızlı ilerledi ki sanki tek sayfada her şey olup bitti. Yine her zamanki gibi yazarın komik diyalogları, sizi güldüren olaylar vardı ama bu kez duygu eksikliğinin olması kitabı kurtaramadı.

17 Aralık 2018 Pazartesi

Smythe-Smith Quartet #3: Dudaklarımda Şarkısın - Julia Quinn


Kitap Adı: Dudaklarımda Şarkısın
Kitabın Orijinal Adı: The Sum of All Kisses
Yazar Adı: Julia Quinn
Seri Adı: Smythe-Smith Quartet
Seri Sıralaması: 3/4
Türü: Historical Romence, Aşk
Yayınevi: Epsilon Yayınları
Sayfa Sayısı: 344
Puanım: 4/5



Arka Kapak Yazısı: New York Times Çoksatan Yazarı Julia Quinn yeni romanıyla okuyucularını hem güldürecek hem de onların kalplerini sızlatacak. Hugh bu kadının can sıkıcı şekilde ukala olduğunu düşünüyordu... Hugh Prentice hazırcevap kadınlara karşı asla sabırlı değildi ve eğer Leydi Sarah Pleinsworth utangaç ya da mahcup kelimelerinden haberdarsa bile onları çoktan lugatından çıkarmıştı. Pervasız bir düello matematik dehası olan Hugh'u sakat bacağa mahkum etmişti ve şimdi Sarah gibi bir kadınla evlenmeyi hayal etmesi şöyle dursun, ona kur bile yapamazdı. Sarah bu adamın delinin teki olduğunu düşünüyordu... 

Hugh'un yaptığı düello neredeyse Sarah'ın tüm ailesini mahvedeceği için onu asla affedemezdi ama Sarah'ın asla tahammül edemediği onun kişiliğiydi. Ancak bu ikili bir haftayı yan yana geçirmek zorunda kaldıklarında, ilk izlenimlerin o kadar da güvenilir olmadığını keşfedecektir. Sonra ilk öpücük ikincisine, üçüncüsüne ve dördüncüsüne yol açarken, matematik dehası lord hesabını şaşıracak ve her zaman hazırcevap olan leydi belki de ilk defa kendini nutku tutulmuş halde bulacaktı.

Yorumum: Julia Quinn canım yazarım *_* <3 Yine çok güzel, naif bir aşk hikayesi okudum. Yazarım beni hiç şaşırtmadı.

Smythe-Smith ailesini hepimiz Bridgerton serisinden biliyoruz. Çok kalabalık, kuzenlerin, kardeşlerin bol olduğu bir aile. Hele de verdikleri konserler başlı başına bir felaket. Yine de konserleri okumayı seviyorum, çünkü Julia Quinn kitaplarını okuyanlar iyi bilirler ki kitaplarındaki olayların bir kısmı hep bu konserlerde geçmektedir.

Serinin üçüncü kitabı, Honoria Smythe-Smith ve Marcus Holroyd'un düğünü ile Daniel Smythe-Smith ve Anne Wynter'ın düğünü sırasında geçmektedir. Bundan dolayı keşke arka arkaya okuma imkanım olsaydı diye düşünmedim değil.

Sarah tamamen Hugh'a düşman. Çünkü Daniel ile yaptığı düello sonucunda çıkan skandaldan dolayı Daniel ülkeyi terk etmek zorunda kalmıştır. O yıl Smythe-Smith ailesinin kızlarından olan Sarah Pleinsworth (Daniel ile teyze çocukları) sosyeteye takdim edilecekken planlar iptal olmuş, bir yıl daha geç çıkmıştır. Ve ne yazık ki o yıl on yedi nişan olmuştur. Sarah'ın düşüncesine göre o yıl sosyeteye takdim edilseydi o on yedi nişandan birisi kendisinin olacağıdır. Aradan geçen zamanda hala evlenmediği için de bu düşüncesine körü körüne bağlı kalmıştır.

23 Temmuz 2017 Pazar

Red Rising Triloji #1: Kızıl Yükseliş - Pierce Brown

Kitap Adı: Kızıl Yükseliş
Kitabın Orijinal Adı: Under Her Skin
Yazar Adı: Pierce Brown
Seri Adı: Kızıl İsyan
Seri Sıralaması: 1/3
Türü: Fantastik, Distopya, Genç-Yetişkin
Yayınevi: Pegasus Yayınları
Sayfa Sayısı: 448
Basım Tarihi: 2015
Puanım: 4/5



Arka Kapak Yazısı: Ben dünyaları ateşe verecek kıvılcımım. Ben zincirleri kıracak çekicim. Ben halkımın ve esaret içinde yaşayan herkesin umuduyum. Çünkü biliyorum ki insan kendini köleleştiren adaletsizlikle özgürleşemez. Gelecekte, renk kodlarına göre sınıflara ayrılmış Toplum'un en alt sınıfını Kızıllar oluşturmaktadır. Diğer bütün Kızıllar gibi Darrow da, Mars'ı yeni nesiller için yaşanılır bir gezegen haline getirdikleri inancıyla günlerini madenlerde çalışarak geçirmektedir. Üstelik bunu severek ve isteyerek yapmakta, kanı ve teriyle çocuklarına daha iyi bir dünya bırakacağına inanmaktadır.

Ancak Kızıllar kandırılmıştır. Darrow, halkının yozlaşmış yönetici sınıfın kölesinden bir şey olmadığını keşfettiğinde adalet özlemi ve kaybettiği aşkının anısıyla hırslanır. İnsanlığın yeni nesil Altın hükümdarlarının güç için mücadele ettiği efsanevi Enstitü'ye sızmak için her şeyden vazgeçer. Hayatı ve medeniyetin geleceği pahasına en başarılı ve en vahşi Altınlarla rekabet etmek zorunda kalacak olan Darrow'un düşmanlarını yenmek için artık yapmayacağı şey yoktur... Bu, onlardan birine dönüşmek anlamına gelse bile.

Yorumum: Son zamanların en iyi distopya kitaplarından biri Kızıl Yükseliş. Bilimkurgu distopya olmasından dolayı birçok insanın favori kitabı olmasına etken olmuş.

Mars'ta kurulan bir hayat düşünün. Ama burada da tabi ki de sınıflar var. Bu kez halk renklerine göre ayrılmış. En üstün ırk altınlar iken an alt tabakayı kızıllar oluşturuyor. 
Aradaki renkler ve özellikle kızıllar yaşamın devamı için çalışırken, altınlar sefa sürmektedir. Çok geçmeden kızıllar bu işte bir yanlışlık olduğunu anlarlar ve planlarını devreye sokarlar. İşte bu noktada baş karakterimiz Darrow devreye giriyor. Altınların arasına sızması için Enstitü'ye girmesi gerekiyor ve bunun için ne gerekiyorsa onu yapmaya hazır.


21 Temmuz 2017 Cuma

Sevdiğim ve Sevmediğim Distopya Karakterleri

Etkinliğimizin ikinci gününden merhaba!!

Distopya türünü çok severim. Özellikle acımasız, karakterleri sonuna kadar zorlayan kurguları daha bir çok severim. Bazen kurguyu sevseniz bile karakterleri sevemeyebilirsiniz ya da tam tersi. Şimdi okuduğum bazı distopya türündeki kitaplara bakalım.

Sevdiğim Karakter: Ölüm Oyun'undan Şogo


Senelerce önce filmini izlediğimde dikkatimi çeken karakterlerden biriydi. Kitabını okuyunca da ayrı bir sevmiştim. Şuya ile ittifak kurması, birlikte yol almaları ve sırları... Özünde iyi ama yaşamak için acımasız olmak zorunda kalan bir karakterdi.

Yorumum için tık tık!!

Sevmediğim Karakter: Açlık Oyunları'ndan Peeta Mellark      


Kitapta hiç sevmemiştim. Nedense hep sessiz sakin görünüşünün altında başka şeyler yattığını düşünmüşüm. Aslında öyle olmadığını ve Katniss için elinden geleni yapacağını gösterse de yine de sevmediğim bir karakter olarak kalacak. Katniss'in Gale ile beraber olmasını isterdim. -_-

19 Temmuz 2017 Çarşamba

The Artists Trilogy #1: Günahlar ve İğneler - Karina Halle

Kitap Adı: Günahlar ve İğneler
Kitabın Orijinal Adı: Sins&Needles
Yazar Adı: Karina Halle
Seri Adı: The Artists Trilogy
Seri Sıralaması: 1/3 + 1 novella
Türü: Günümüz Aşk, Yeni-Yetişkin
Yayınevi: Novella Yayınları
Sayfa Sayısı: 400
Basım Tarihi: 2014
Puanım: 5/5


Arka Kapak Yazısı: Derinize işleyen günahlardan asla kurtulamazsınız.

Ellie, bir dolandırıcı, bir hırsız, profesyonel bir yalancı. Aynı zamanda, kendisine çektirdiklerini dünyaya ödetmek isteyen bir kaybeden. Küllerinden doğmak için büyüdüğü kasabaya geri dönüyor.

Camden, bir dövme sanatçısı, kendisi olmaya çalışırken aldığı yaraları sarmaya uğraştıkça batıyor. Yıllar sonra ortaya çıkan eski aşkı Ellie işleri daha da karıştırıyor.

Javier, kendisini dolandırıp kaçan Ellie'nin peşine düşmüş azılı bir suçlu. Ellie'yi her ne pahasına olursa olsun elde etmek istiyor.

Bir kazananı, iki kaybedeni olan bu kedi fare oyununda kozunu doğru oynayan tüm dengeleri altüst ediyor.

Bu baş döndürücü oyuna var mısınız?

Yorumum: Bu aralar bitmiş serileri okumayı tercih ediyorum. Seri devamlarını ne zaman çıkacak diye beklemektense merak etmeden okumak daha iyi geliyor. Günahlar ve İğneler'inde tüm kitapları çıkmışken okuyayım dedim.

Yazarın yazım tarzından değil ama olayların ilerleyişi açısından ilk 100 sayfada çok sıkıldım. Hatta bu kitabın neresi bu kadar sevildi, övüldü diye düşündüm. Ancak ilerledikçe, ters köşeleri okudukça vay be demekten kendimi alamadım. Kitap başta değil ama 100 sayfadan sonra açılıyor. Sonrası olaylar olaylar ve aksiyon.

Ellie, bir dolandırıcı. Birçok kimliği var ve sürekli kaçış halinde. Son güvenli yeri olarak büyüdüğü şehre gider. Küçük bir kasaba olduğu için, kimsenin onu tanımayacağını ya da o dönemde yaşayan insanların kasabada artık yaşamayacağını düşünür. Lise arkadaşı olan Camden'ı görünce yanıldığını anlar.

Beni haksız çıkarmanı, beni ben olduğum için sevmeni umdum. Oysa haklı çıktım. Kahretsin, Ellie. Hayatım boyunca haklı olmaktan hiç bu kadar nefret etmedim. Sen bir üçkağıtçısın. Bir yalancı. Bir hırsız. İflah olmaz biri. Seni kimse değiştiremez. Kimse kurtaramaz. Dünyaya, sana yaptıklarını ödetmeye çalışarak öleceksin. Ve yalnız başına.

6 Şubat 2017 Pazartesi

Phoenix Island #1: Ölüm Adası - John Dixon

Kitap Adı: Ölüm Adası
Kitabın Orijinal Adı: Phoenix Island
Yazar Adı: John Dixon
Seri Adı: Phoenix Island
Seri Sıralaması: 1/2
Türü: Fantastik, Distopya, Genç-Yetişkin
Yayınevi: Go Kitap
Sayfa Sayısı: 462
Basım Tarihi: 2016
Puanım: 3,5/5



Arka Kapak Yazısı: Telefon yok. Mesaj yok. E-posta yok. İnternet yok. Kaçış yok.

On altı yaşındaki boks şampiyonu Carl Freeman, güçsüzleri yumruklarıyla savunmayı alışkanlık getirdiği için bir türlü beladan uzak duramaz. Kimsesi olmadığı için hayatı koruyucu aileler ile ıslahevleri arasında mekik dokuyarak geçen Carl, girdiği son kavgada rakiplerinin hepsini hastanelik edince çıkarıldığı mahkeme tarafından cezasını çekmek üzere dış dünyayla bağlantısı olmayan bir adaya gönderilir.

Burası bir evli, bir ailesi ve bir geleceği olmayan çocuk suçluların son durağıdır. Ülkenin uzak bir köşesine kurulmuş olan bu kamp kimsesiz çocuklara merhamet göstermeyen sadist eğitim çavuşları tarafından yönetilmektedir. On sekiz yaşına kadar burada mahkum edilen Carl kurallara uyup cezasını çektikten sonra hayatında yeni bir sayfa açmayı planlar, hatta burada yeni arkadaşlar edinip Octavia adındaki gizemi bir kıza aşık olur. Ama acımasız çavuşlar, yorucu eğitimler, ağır cezalar buz dağının yalnızca görünen kısmıdır. Burası aslında gidenin bir daha geri dönmediği, çocukların avlanarak ya da idam edilerek öldürüldüğü, kesimhane denilen gizli bir devlet laboratuarında denek olarak kullanıldığı bir ölüm kampıdır. Carl diğer çocuklar tarafından avlanmadan ya da kesimhaneye gönderilmeden önce buradan kaçıp dış dünyayı bu adanın varlığından haberdar etmek ve sevdiklerini kurtarmak zorundadır.

Yorumum: Adada geçen bu tarz kitapları pek bir severim. Özellikle türü ne olursa olsun, zorlu eğitim şartlarının olduğu kurgular ilgimi çeker. Ölüm Adası'da böyle bir kitaptı.

Carl, evden eve şehirden şehre taşınan, bir çok ebeveyn değiştiren bir çocuktur. Birçok kereler sorun çıkarmış ve hepsinden ceza almıştır. Ancak son yaptığından sonra onu farklı bir hapishaneye gönderirler. Burada her şey yasaktır ve adadan kurtulmak çok da kolay değildir.
Kendine yeni arkadaş ve düşmanlar edinen Carl için bu ölüm adasında yaşamak çok zor olacaktır. Özellikle ona kafayı fena takmış bir çavuş varken.

Kurguda yer yer psikopatça olarak tabir edeceğimiz olaylar vardı. Bu tarz distopyalar nedense daha çok ilgimi çekiyor. Benim gözümde distopyaların kurgusu sonuna kadar karakterleri zorlamalı. Bu bakımdan kitapta yer alan bazı olaylar beni rahatsız etmedi.

Bazen, diye düşündü Octavie, gerçeği bilmemek daha iyi.

25 Aralık 2016 Pazar

Hearts in Darkness #2: Aydınlıkta - Laura Kaye

Kitap Adı: Aydınlıkta
Kitabın Orijinal Adı: Love in the Light
Yazar Adı: Laura Kaye
Seri Adı: Hearts in Darkness
Seri Sıralaması: 2/2 + 1 novella
Türü: Günümüz Aşk, Yetişkin, Dram
Yayınevi: Novella Yayınları
Sayfa Sayısı: 302
Basım Tarihi: 2016
Puanım: 5/5



Arka Kapak Yazısı: Karanlıkta kalan duyguları bir tek aşk aydınlatır...

Karanlıkta başlayan tutkular

Caden ve Makenna, karanlık bir asansörde geçen baş döndürücü gecenin ardından doludizgin bir aşka yelken açmıştır. Küçük yaşta trafik kazası geçiren ve bu tarvmayı atlatamayan Caden, Makenna'yı bir gün kaybedebileceği düşüncesiyle bu ilişkiden korkmaktadır. Diğer taraftan Makenna onu ailesiyle tanıştırmaya karar verir fakat bu Caden'ı rahatlatmaz, aksine yeni endişelerin içine atar.

Aşkın ışığını ararken

Makenna'nın baba evinde karşılaştığı bazı sorunlar Caden!ı epey zorlar, zira ağabeyinin ve eski sevgilisinin Makenna'yla ilgili başka planları vardır. Endişelerine bir yenisi daha eklenince beynindeki zifiri karanlığa boyun eğen Caden, Makenna'yı terk eder ve iyice dibe vurur. Caden artık içine düştüğü bataklıktan çıkmak, kendine güvenini yeniden kazanmak ve Makenna'nın ona sunduğu tutkulu aşka kavuşmak zorundadır. Caden ve Makenna eski ateşli günlerine dönüp bu karanlıktan çıkabilecek, sonsuz bir aşk vaat eden aydınlığa ulaşmayı başarabilecek midir?

Yorumum: Uzun zamandır sağlık nedenlerinden dolayı ne kitap okuyabiliyorum ne de blogumla ilgilenebiliyorum. Her şeyin başı sağlık... Umuyorum ki bundan sonra daha çok kitap okuyabileceğim.

Yeni yazarlar çıktıkça ve zamanla onları okudukça favori yazarlarıma yenileri ekleniyor. Laura Kaye'da onlardan biri. Ülkemizde çıkan dört kitabını da okudum ve hepsini ayrı ayrı sevdim. Yazarın yazım tarzı dışında kitapları sevmemde her birinde farklı bir şey bulmam oldu.

Caden, kendisini bir uçurumun kenarında duruyormuş gibi hissediyordu. Tek bir adım daha atarsa bir daha geri dönüşü olmayacak bir şekilde kafa üstü çakılacaktı. Aşkın en derinine giden bir düşüşle, serbest bir şekilde...

Aydınlıkta, Karanlıkta kitabının devamı. Karanlıkta bir asansörde başlayan aşk hikayemiz aydınlıkta da devam edecek mi, diye başladığımız kitap bize bir çok duyguyu yaşatıyor.

Dövmelerini ve pirsinglerini sevme nedenlerinden biri de, bunların insanları korkutup ondan uzaklaştırmasıydı. Çünkü yalnız olmak reddedilmekten, terk edilmekten ya da vazgeçilmekten çok daha iyiydi.

Caden'in geçmişte yaşadıkları, kendini Makenna'ya karşı yetersiz hissetmesi, genç kadının daha iyilerine layık olduğu düşüncesine itiyor. Hele bir de genç kadının ailesi ve eski erkek arkadaşıyla tanışması bu düşünceleri daha yoğun hissetmesine ve kendini kaybetmesine yol açıyor. Caden'ın bir an önce toparlanması ve bu aşka sahip çıkması gerekiyor. Bu sırada ise Makenna cephesinde farklı sürprizler okuyucu bekliyor.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...