29 Aralık 2015 Salı

2015 Yılı Favori Kitaplarım *_*



Herkese merhaba!!

Bu senede biterken her sene olduğu gibi 2015’in okuduğum en iyi kitaplarını yazmak istedim. Genele baktığımda bu sene beğendiğim kitaplar az. Aslında diğer senelere göre daha az kitap okudum, belki bunun da etkisi vardır diye düşünüyorum. 2016’dan umutluyum *_*




Telepati – Leonardo Patrignani


Birçok ihtimal ve her ihtimalde farklı hayatlar süren Alex ve Jenny, zaman zaman deja vu yaşamaktadırlar. Bir kapı, bir ev, bir insan, bir çocuk, yürünen yollar sanki ilk değilmiş, defalarca aynı yerler görülmüş gibi gelmektedir. Tüm bu hisler çoklu evren karmaşasından da olabilir, başka bir şeyden de. En iyisi kitabı okumak!

“Her nerede olursak olalım, sen ve ben, Jenny. Birlikteyiz. Geliyorum.”

Ayrıntılı yorum için tık tık!!

Aşk Yağmuru – Jill Shalvis


Brady, kasabaya yeni gelen yakışıklı, çekici, tüm kadınların dikkatini üzerine çeken bir adamdır. Küçükken yaşadıklarından dolayı asla bir yere yerleşmemektedir. Elinde çantası görevi neresiyse oraya giden bir pilottur. Lilah’ın yaşadığı kasabaya da bir iş için çok kısa süreliğine gelmiştir. 

“Ne yapıyorsun?”
“Seni gideceğin yere götürüyorum.” Ördeğe çevirdi bakışlarını, “Sen,” dedi. “Uslu dur.”
“Vak.”
Lilah, ördeğe baktı. “Onu duydun, uslu dur.”

Lilah her şeyi bilerek Brady’e doğru bir adım atar ancak bu adım her ikisinin de hayatını değiştirecektir. Çünkü genç kadın, Brady’nin tanıdığı tüm kadınlardan farklı bir yapıya sahiptir. Senelerdir onun kadınlara yaptığını Lilah ona yapmaktadır. :p

Ayrıntılı yorum için tık tık!!

Tersyüz – Amy Harmon


Güzel ve Çirkin masalı beklerken, değişik bir kurgunun içinde buldum kendimi. Amy Harmon, bilindik bir konuyu masalsı yönü ile değil de duygular üzerinden ele almıştı. Okurken her bir duygu vurdu bana.

“Seni istemeyen birine ait olabilir misin? Fern bunun mümkün olduğuna karar vermişti, çünkü kalbi ona aitti ve o istese de istemese de fark edecek gibi görünmüyordu.”

Ayrıntılı yorum için tık tık!!

Kızıl Tepe – Jamie Mcguire


Okumaya başladığımda, kendimi bir dizi ya da film izliyormuş gibi hissettim. Kitabın sizi sıkmayan, akıcı bir anlatımı var. Sürekli bir sonraki sayfada neler olacağını merak ediyorsunuz. 

“Bunun gibi bir salgına hazırlanmak imkansızdı, on yıllar boyunca gerçekleşme ihtimali üstüne konuşmamıza ve eğlence sektörü tarafından yüzlerce farklı hayatta kalma yöntemiyle tanıştırılmış olmamıza rağmen… Yiyecek, silah, ilaç stoklamak. Ama bir ısırıldığında bunların hiçbir önemi kalmıyordu ya da seni yiyip bitirdiklerinde.”

Scarlet; kocasından boşanmış, iki kızını tek başına büyütmeye çalışan bir hastane çalışanıdır. 

“Sandalyeme yeniden yerleşip korkumu unutmaya çalıştım. Bir zombi filmi izlemek bir şeydir, pencerenin dışında seni yemek için bekleşen zombileri izlemek ise bambaşka bir şeydi. Filmlerde bunlardan bahsetmiyorlardı. Yani… belki bahsediyorlardı ama her anın ne kadar da korkutucu olduğunu hissettirmeyi tam anlamıyla başaramıyorlardı. Ertesi günü ya da bundan sonra hayatımızın her gününü hayatta kalmak için mücadele ederek geçireceğimizi aklımıza getirmemeye çalışıyorduk.”

Ayrıntılı yorum için tık tık!!

Senin Yerinde Olsaydım – Lisa Renee Jones


Sara kendi halinde bir öğretmendir. Bir gün eline bir şekilde Rebecca adında bir kadının günlüğü geçer. Günlükteki yazılanlar Sara’yı son derece etkiler. Rebecca aslında fazlaca cesur bir hayat yaşamaktadır. Erotik olan günlüğü okuyan Sara, kadının başına bir şey geldiğini ve onu bulması gerektiğini düşünerek Rebecca’nın peşine düşer. 

“Bana hissettirdiğin bu delilik, uzun zamandır hissettiğim en iyi şey…”

Çıktığı bu yol onu iki adamla karşılaştırır. Biri sanat galerisi sahibi, buyurgan, otoriter Mark Compton, diğeri ise salaş, kendinden emin ressam Chris Merit. Bundan sonrası Sara için dönülmez bir yoldur. Hem kendini keşfedecek hem de bu yeni yaşamında Rebecca’yı bulmaya çalışacaktır. 

Ayrıntılı yorum için tık tık!!
Silber – Kerstin Gier


Kerstin Gier ile tanışmamız muhteşem serisi Aşk Tüm Zamanların İçinden Geçer ile oldu. Şimdi sırada yepyeni ve bir o kadar da güzel olan başka serisinde! Yazarımız yine hayal gücünü bol bol çalıştırmış ve ana teması “rüyalar” olan bir seri sunmuş.

“Biraz önce Grayson’ın rüyasında olduğumuza göre şu anda kimin rüyasındayız?”
“İlginç soru. Sadece iki olasılık var: Bu, ya benim rüyam ve şu an rüyamda seni görüyorum. Ya da…”

Liv, anne ve babası ayrı bir çocuktur ve annesinin işi sebebiyle birçok ülkede yaşamıştır. Şimdi annesi aşık olunca yeni bir aile de beraberinde gelmiştir. Annesinin erkek arkadaşının oğlu olan Grayson ve arkadaşlarında değişik bir şeyler vardır.  Ne olursa olsun Liv bunu çözecektir.

Ayrıntılı yorum için tık tık!!

24 Aralık 2015 Perşembe

Mim: Merak Ediyorum...?

Herkese merhaba!!

Çok uzun zamandır mim yapmıyordum. Çok sevgili canım v'em Fighting blogunun sahibeleri E. ve K. beni mimlemiş. Hatta bir değil iki tane! Biri Kore ile ilgili ki fanlığımın bir kısmına şahit olacaksınız, biri ise şu an okuyacağınız. 




Mimimizin konusu kişisel. Kendimiz hakkında sevip sevmediğimiz şeyleri yazıyoruz. Aklıma geldiği gibi rastgele yazıyorum. Bakalım neleri sevip, neleri sevmiyormuşum?

*  Patlıcanla yapılan her yemeğe bayılırım. Yanında bir de yoğurt oldu mu değmeyin keyfime :p
*  Evimde en sevdiğim yer kitap odamdır *_*
*  Kitaplar dışında makyaja ayrı bir ilgim vardır. Makyaj blogları ve vloggerlarını severek takip ederim.
*  Kitap okurken dünyadan tamamen soyutlanırım. Yanımda davul çalabilirsiniz, benim için problem değil. Özellikle de can yazarlarım olarak saydığım yazarlardan kitap okurken bana ulaşmanız çok zor olur. Hatta benden haber alamayınca beni merak edecek can kişilere de şu kitaba başlıyorum, kitap bitince görüşürüz diye mesaj atarım *_*

19 Aralık 2015 Cumartesi

The Originals #1: Yükseliş - Julie Plec



Kitap Adı: Yükseliş
Kitabın Orijinal Adı: The Rise
Yazar Adı: Julie Plec
Seri Adı: The Originals
Seri Sıralaması: 1/3
Türü: Fantastik, Genç-Yetişkin
Yayınevi: Go Kitap
Sayfa Sayısı: 304
Basım Tarihi: 2015
Puanım: 4/5


Arka Kapak Yazısı: Aile Güçtür!

Köken Vampir ailesi bin sene evvel birbirlerine bir söz verdi. Her zaman ve sonsuza dek bir arada kalacaklardı. Ama verilen sözleri tutmak ölümsüzken bile kolay değildi.

1722 yılında New Orleans'a ayak basan Köken Vampirler Klaus, Elijah ve Rebekah Mikaelson tehlikeli geçmişlerini arkalarında bıraktıklarını zannederler. Ne var ki bölgelerini kimseyle paylaşmak istemeyen cadılar ve kurt adamlar bu kanunsuz şehirde cirit atmaktadır. Üstelik çok yakında gerçekleşmesi planlanan bir evlilikle birlikte aralarındaki ittifak sonsuza dek mühürlenecektir. Ama düşmanları birbirine düştüğünde kendilerini çok daha güvende hisseden Köken Vampirlerin şehri bu iki klana teslim etmeye hiç niyetleri yoktur. Özellikle de müstakbel gelin Vivianne'e gönlünü kaptıran Klaus'un. Elijah ailesi ile birlikte güvende olabilecekleri bir yuva aramakla, Rebekah da Fransız ordusunu kendi saflarına katmakla uğraşırken aşk sarhoşu Klaus hem kendisini hem de ailesini büyük bir tehlikeye atacak olayların içine sürüklenmektedir.

Yorumum: Dizisini takip etmediğim ama severek okuduğum bir kitap yorumuyla sizlerleyim. The Originals, Yükseliş! 

Klaus, Elijah ve Rebekah, ailelerinden kalan tek vampirlerdir. Cadılar ve kurtadamların olduğu bir şehirde yaşamaktadırlar. Ne var ki geçmişte olan bir olay nedeniyle vampirlerin tam yerleşmesine izin verilmemektedir. Ama vampirlerimiz artık yerleşmeleri gerektiklerine karar verince yaşanacaklar kaçınılmazdır.


Kitabımız üçüncü kişi tarafından, her bir bölümde bir karakteri anlatacak şekilde yazılmış. Bir bölümde Klaus ve cadı Vivianne’nin olayları anlatılırken, diğer bölümde Elijah’ın aileye yer bulmasından bahsediliyor. Ve sonra da en merak ettiğim ve onun için hızlı okuduğum Rebekah’nın Fransız askerleri ile yaşadıkları geliyor. 

15 Aralık 2015 Salı

Ölüm Oyunu - Koushun Takami



Kitap Adı: Ölüm Oyunu
Kitabın Orijinal Adı: Battle Royale
Yazar Adı: Koushun Takami
Türü: Bilimkurgufav, Genç-Yetişkin, Distopya
Yayınevi: Pegasus Yayınları
Sayfa Sayısı: 624
Basım Tarihi: 2014
Puanım: 5/5



Arka Kapak Yazısı: Varoluş ile vicdanın mücadelesi: Bir adaya hapsedilmiş 21 kız ve 21 erkek öğrenci.

Şiddet dolu, kâbus gibi bir oyun.

Onlarca silah, psikolojik bir savaş ve tek bir kazanan…

Totaliter Büyük Doğu Asya Cumhuriyeti, halkı baskı altında tutmak için her sene acımasız bir askerî program düzenlemektedir. Bu doğrultuda ıssız bir adaya götürülen lise öğrencilerine rastgele silahlar verilmekte ve kuralları çiğnediklerinde patlayan tasmalarla, geriye tek kişi kalana kadar birbirleriyle mücadele etmeleri beklenmektedir…

Modern Japon edebiyatının klasikleşmiş eserlerinden sayılan ve aman vermez günümüz dünyasında hayatta kalmanın anlamına dair çok güçlü bir alegori olan Ölüm Oyunu, şiddet kavramını baş döndürücü bir gerilimle işliyor.

"Ölüm Oyunu, delicesine keyifli ve dehşet dolu bir nükte. Belki de başlı başına delicedir."
-Stephen King-

"Otomatik Portakal'daki şiddet, Sineklerin Tanrısı'ndaki insan doğasıyla birleşiyor;
kalbi dayanmayacaklar okumasın."
-Publishers Weekly-

Yorumum: Ölüm Oyunu kaç kere izledim bilmiyorum ama geçenlerde eşimle tekrardan izleyince kitabını okumak istedim. Daha önceden kitabını okumadığım için yavaş yavaş ve filmle kitabı karşılaştırarak okumak istedim.

Filmde ne oluyorsa, kitapta da o var. *_*


Kitabı okurken, isimleri hatırlama ve takip etme konusunda zorluk yaşadım. Kim kimdi, neydi, ne oluyordu derken biraz hayal gücümü çalıştıramadım. Filmdeki sahneler ile kitabı hatırladım. 

Ve kazanana dek durmayacağız. 

10 Aralık 2015 Perşembe

Nil #1: Ada - Lynne Matson



Kitap Adı: Ada
Kitabın Orijinal Adı: Nil
Yazar Adı: Lynne Matson
Seri Adı: Nil
Seri Sıralaması: 1/3
Türü: Fantastik, Genç-Yetişkin, Distopya
Yayınevi: Yabancı Yayınları
Sayfa Sayısı: 440
Basım Tarihi: 2015
Puanım: 5/5


Arka Kapak Yazısı: "Tamam, İşte durum şu. Buraya ergenlik yıllarındayken, on üç on dokuz yaş arası bir yerde geliyorsun. Bir yılın var. Ya bir kapı yakalarsın ya da..." Durdu, safir gözleri alevler içindeydi, kendisi tutuşacak zannettim. "Ya da?" diye bastırdım. "Ölürsün." Gizemli Nil Adası'nda kurallar belliydi. Bir yılınız vardı. Kaçmak ya da hayatta kalmak için tam 365 gün.

On yedi yaşındaki Charley kuralları bilmiyordu. Hatta nerede olduğundan bile haberi yoktu. Hatırladığı son şey sıcak hava ve kendinden geçtiğiydi. Uyandığındaysa kayalık bir arazide çırılçıplaktı. Kaybolmuş ve yalnız hisseden Charley, adada uzun süre hiçbir insana rastlamamıştı, ta ki gençlerin lideri Thad ile karşılaşana kadar. Artık, adadan kaçmanın ne kadar zor olduğunu öğrenmişti… ve tabii bir de âşık olmanın. Thad'in zamanı doluyordu ve Charley, geleceklerini kurtarabilmek için önce Thad'i kurtarması gerektiğini fark etmişti. Ancak tehlikelerle dolu bu adada en büyük tehdit zamandı!

Yorumum: Charley, bir gün marketin kapısındayken bir sıcak hava dalgası onu çarpar ve kendini bir adada bulur. Thad de öyle mekân farklı, etki ve hissettikleri aynıdır. Natalie, Reves, Talla… On üç – on dokuz yaş aralığındaki bu çocuklar bir anda kendilerini Nil Adası’nda bulurlar. Adadan bir yıl içinde ya çıkmanın yolunu bulacaklardır ya da öleceklerdir.

Dünya üzerindeydim ama dünyanın neresindeydim, hiçbir fikrim yoktu. Ya da hangi zamandaydım.
Yapayalnızdım.


Charley’e sıcak dalga vurup da Nil’de uyanınca bir an kendini kaybeder, nerede olduğunu bilemez. Tek yapacağı şey hayatta kalmaya çalışmaktır. Bu sırada da orada yaşamakta olan adanın diğer sakinleri ile karşılaşır.

6 Aralık 2015 Pazar

2015 Bitmeden Okumak İstediğim Kitaplar *_*



Herkese merhaba!
 
2015 yılında istediğim kadar çok kitap okuyamadım. Hatta son on yılın en az kitap okuduğum yılıydı. :p Çok yoğun bir sene geçirdim. Aslında sene içinde okumak istediğim bir dolu kitap vardı ama vakitsizlik diyelim. -_-

Ay ay neler okuyacağıma dair planlar yapmam çünkü hiç uyamıyorum. Kendimi zorundaymış gibi hissediyorum ve kitaplığımdaki diğer kitaplar göz kırpıyor. :p 2015 biterken birkaç kitap belirleyeyim istedim. Hepsini okur muyum bilmiyorum ama seneyi bu kitapları okumuş olarak bitirmek isterim. 


Ada – Lynne Matson: Başladım bile *_*
The Originals Yükseliş – Julie Plec: Ofis kitabım olacak. Yarın işe götürmeyi planlıyorum.
Labirent: Alev Deneyleri – James Dashner: Filmini izlemek için eşim benim kitabı okumamı bekliyor. Bir an önce okumalıyım :p
Sahte Nişanlı – Cara Elliott: Historical *_* Konusu çok ilgimi çekti.
Çapkın Düşler – Christine Bell: Can yazarım. Kitabı çıkmış okumaz mıyım *_*

Benim 2015 biterken okumak istediğim kitaplar bunlar. Umarım bu 5 kitabı da bitirmiş olarak 2016’ya girerim. 

Not 1: Blogumda yorumladığım tüm kitapların listesine buradan ulaşabilirsiniz.
Not 2: Bu yazıyı “kitaptutkum.blogspot.com” dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!

Herkese bol kitaplı günler!!


3 Aralık 2015 Perşembe

Sardunya Kokan Kadınlar - Mine Engin Tekay



Kitap Adı: Sardunya Kokan Kadınlar
Yazar Adı: Mine Engin Tekay
Türü: Kurgu
Yayınevi: Net Kitap
Sayfa Sayısı: 144
Basım Tarihi: 2015
Puanım: 4,5/5


Arka Kapak Yazısı: Buraların sardunyası da kadını da güzeldir. Kışa da dayanır bu topraklarda sardunyalar. Kadınlarsa hep acıya dayanıklı olurlar, acıyla sınanırlar. Sıcağı sever sardunya, kadınlarsa sevginin kendisine hasrettir buralarda…

Mine Engin Tekay, kadın öyküleri anlatmayı sürdürüyor. Her gün azalıyorken, sevdanın değil de şiddetin kollarındayken kadınlar; Sardunya Kokan Kadınlar sizden öykülerle yoldaşınız olacak. Kadınım ve Katilimi Sevmişim'le sesini yükselten yazar, bütün telifini Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu'na bağışladığı bu kitabında; bir şarkı ritminde uyumlu, akıcı bir dille başrolü kadınlar olan öykülerine devam ediyor.

"-Neden en çok sardunyaları seviyorsun babaanne?

Saçlarımı okşardın:
-Kadınlara benziyorlar çünkü.
-Nasıl yani? Hiçbir şey anlamadım!

-Onlar da kadınlar gibidir işte; güçlüdür, kışa dayanıklı, zorluğa dirençli. Tıpkı kadınlar gibi hemen kök salar bulunduğu yere, sıkı sıkı tutar toprağını; sahiplenir. Her tür toprakta da yetişir ha! Güçlüdür bünyesi, nazlanmaz diğerleri gibi. Pencere önlerinde bekler gelmeni, vefalıdır; avlularda, balkon köşelerinde gözler yolunu; sabırlıdır. Şartlar uygun olsun, bir de sevilsin yeter ki ömür boyu esirgemez çiçeklerini, çoğalır hep eksilmeden. Dökmez yapraklarını elini her uzattığında; küsmez sana, kapatmaz kendini, sararıp solmaz, nazlı değildir, kıymet bilir. Sen sev yeter ki… Anlar elbet, bak o zaman nasıl cömertçe sunar kendini sana! Yapraklarının kokusunu unutamaz bir kez duyan da ömür boyu yüreğinde saklar.

-Yine anlamadım işte!

Gülümserdin:
-Büyüyünce anlarsın mini mini Mine'm, kadın ol hele… İşte o zaman anlarsın!"

Yorumum: Sardunya Kokan Kadınlar, Mine Engin Tekay’ın yazmış olduğu bir kitap. Kitapta ilk dikkatimi çeken şey kitabın telifinin kadın cinayetlerini durduracağız platformuna bağışlanmış olması. 

Kitapta aklınıza gelebilecek tüm kadın sorunları mevcut. Kadın cinayetleri, töre, tecavüz, aldatma her şey… Birçok hikaye var Sardunya Kokan Kadınlar’da. Ya duyduğumuz, ya yakın çevremizde birinin yaşadığı ya da bizzat kendimiz yaşadığımız.


Kadın var hizmetçi gibi görülen…
Kadın var her şeyi dört dörtlük yapmasına rağmen aldatılan…
Kadın var bedeni satılan…
Kadın var tecavüze uğrayıp, töre denilen şeye kurban giden…

30 Kasım 2015 Pazartesi

Sana Söyleyemediğim Her Şey - Celeste Ng



Kitap Adı: Sana Söyleyemediğim Her Şey
Kitabın Orijinal Adı: Everything I Never Told You
Yazar Adı: Celeste Ng
Türü: Kurgu, Gizem
Yayınevi: Martı Yayınları
Sayfa Sayısı: 336
Basım Tarihi: 2015
Puanım: 4,5/5


Arka Kapak Yazısı: Lydia öldü. Ama henüz kimse bilmiyor... Böyle başlıyor bu hikâye. Lydia'nın kahvaltıya inmediği o mayıs sabahında. Lee ailesi; pişmanlıkları ve kırgınlıkları, ihanetleri ve güvensizlikleri, söyledikleri ve söylemedikleriyle mutfak masasında beklerken. Sonrası, adına mutluluk dediğimiz denge oyunu ve bizi bir arada tutan sırlar üzerine başka bir hikâye...

Yayınlandığı günden bu yana, okurların ve eleştirmenlerin övgüyle karşıladığı Sana Söyleyemediğim Her Şey, her sayfası küçük sürprizlerle dolu, etkileyici, özel bir roman.

Hayranlık uyandıran bu kitapla ilgili tek endişem, bundan sonra okurun beklentisinin çok daha fazla yükselmesi. Derin, dokunaklı ve hassas bir metin.
-Chris Schluep-

Başarılı bir ilk roman, aynı zamanda yürek burkan bir hikâye... Celeste Ng, hünerli bir şekilde ipleri elinde tutmayı başarıyor. Çokkuşaklı bu roman, bir ailenin bütün sırlarına ışık tutan son derece ilgi çekici ve ustaca bir eser.
-Los Angeles Times-

Sürükleyici bir gizem ve farklı ırklardan gelen bir aile üzerine etkileyici bir inceleme. Tartışma yaratacak bir ilk roman. -Entertainment Weekly-

Zekice yazılmış, duygusal bir ilk roman. Ng, asimilasyon temasını duygusallıkla ve gitgide artan bir gerilimle, birbirinin içine geçmiş bir masal gibi işlemeyi başarmış.
-O Magazine

Eğer bu romanı okumadıysanız, şimdiye dek iyi bir Amerikan kurgusuyla karşılaşmadınız demektir.
-The New York Times Book Review-


Yorumum: Amazon’da yılın en iyi kitabı seçilen ve Martı Yayınları’ndan çıkan Sana Söyleyemediğim her şey düşündüğümden de güzel bir kitaptı. Şöyle bir başlayayım, arada diğer kitaplarla beraber okurum diyordum ki kitabı elimden bırakamadım. Okudum da okudum… 


Lydia öldü. Ama nasıl? Kaçtı mı, kaçırıldı mı? İntihar mı, cinayet mi? Kimse Lydia’ya ne olduğunu bilmiyor. Ailesi onu aramakta. Ancak kimsenin aklına gelmeyen bir şey var. Kızlarının onlara anlattığı her şeyin doğru olup olmadığı. 

26 Kasım 2015 Perşembe

Red Quenn: Kızıl Kraliçe - Victoria Aveyard



Kitap Adı: Kızıl Kraliçe
Kitabın Orijinal Adı: Red Queen
Yazar Adı: Victoria Aveyard
Seri Adı: Red Quenn
Seri Sıralaması: 1/4+ 2 novella
Türü: Genç-Yetişkin, Fantastik, Distopya
Yayınevi: Pegasus Yayınları
Sayfa Sayısı: 392
Basım Tarihi: 2015
Puanım: 2/5

 

Arka Kapak Yazısı: İnsanların Kana Göre Sınıflara Ayrıldığı, Bir Düzen… Büyülü, Tanrısal Yetenekleriyle Diğerlerine Hükmeden Gümüşler, Onların Gölgesinde Hayatta Kalmaya Çalışan, Sıradan Kızıllar… İktidar Tehlikeli Bir Oyundur. Peki, Kazanmak İçin Ne Kadar Kan Kaybetmek Gerekir? Kanla Bölünmüş Bir Dünyada, Kazananı Belirsiz Bir Varoluş Mücadelesi…

Mare Barrow'un dünyasında kanın rengi, varoluşun biçimini belirlemektedir. Doğaüstü yeteneklerle donatılmış Gümüşler, köle gibi çalıştırdıkları ve savaşta ölüme gönderdikleri Kızıllara hükmetmektedir.

Yoksul bir Kızıl kasabasında yaşayan on yedi yaşındaki Mare, talihsiz olaylar sonucu bir Gümüş sarayında çalışmaya başlar. Ancak Kızılların başkaldırı hareketini örgütleyen Kırmızı Muhafızlar'ın davasını ateşleyecek kıvılcımın kendi parmaklarının ucunda ol-duğunu fark edince bambaşka bir oyunun ortasında kalır. Yalanlar üzerine kurulu bir düzende Kızılların Gümüşlere, bir prensin diğer prense ve Mare'nin kendi kalbine karşı mücadele ettiği bu tehlikeli oyunda tek mutlak gerçek, ihanettir.

Yorumum: Tüyap Kitap Fuarı'ndan aldığım kitaplardan okuduğum ikinci kitap Kızıl Kraliçe. Kitap ne yazık ki beklediğim gibi çıkmadı. Duyurulduğu günden beri çıkması için gün sayıyordum ve fuarda pahalı olmasına rağmen beklediğim için aldım. Ama kitap bir on gün elimde süründü. 

“Ama bu bir masal, hatta rüya bile değildi. Bu bir kabus. Hayatım boyunca kilit altına alınacak ve başka biri olmaya zorlanacaktım. Onlardan biri olacağım. Bir kukla. İnsanları mutlu, sessiz ve ayaklar altında tutmaya yarayan bir gösteri.”

 

Distopya türünü severim ve konusunu beğendiğim kitapları da okurum. Kızıl Kraliçe de onlardan biriydi. Okumaya başladığım zaman yazarın yarattığı Kızıl ve Gümüş dünyalarını ve ayrımları çok hoşuma gitti. Hatta ilk 80 sayfa için çok güzel gidiyor diye de düşünmüştüm. Ancak ilerledikçe kitabın aşk kısmında, Mare’in gel gitlerinden tutun da kararsız kalmalarına kadar hiçbir şeyi sevmedim.

“Ben, Gümüş denizinin ortasında kalmış bir Kızıl kızdım ve kimse için üzülme lüksüm yoktu. Özellikle de bir yılanın oğlu için.”

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...