14 Ocak 2015 Çarşamba

Multiversum #1: Telepati - Leonardo Patrignani



Kitap Adı: Telepati
Kitabın Orijinal Adı: Multiversum
Yazar Adı: Leonardo Patrignani
Seri Adı: Multiversum
Seri Sıralaması: 1/3
Türü: Fantastik, Genç-Yetişkin
Yayınevi: Pegasus Yayınları
Sayfa Sayısı: 352
Basım Tarihi: 2014
Puanım: 4/5


Arka Kapak Yazısı: Ya bu hayat çok sayıda ihtimalden sadece biriyse?

Alex ve Jenny on altı yaşında iki gençtir. Alex Milano'da, Jenny ise Melbourne'da yaşamaktadır. Son dört yıl boyunca zaman zaman birbirlerini bilinçlerini kaybettikleri anlarda, hiçbir uyarı vermeden gerçekleşen telepatik iletişimleri sırasında görmüşlerdir.

Bu telepatik nöbetlerin birinde buluşmak üzere sözleşen iki genç, aynı gün aynı yerde durmasına rağmen birbirini göremez. Bu, şaşırtıcı bir keşif yapmalarını sağlar: Farklı boyutlarda yaşamaktadırlar. Jenny'nin evreninde Alex bambaşka biridir. Alex'in evreninde ise Jenny altı yaşında ölmüştür. Onlar birbirlerini bulmaya çalışırken Çoklu Evren patlayıp yok olmanın eşiğine gelmiştir ama Jenny ve Alex'in kesinlikle buluşması gerekmektedir çünkü Dünya'nın geleceği buna bağlıdır. Yaklaşmakta olan kaderi yalnızca aşkları değiştirebilecektir…

"Telepati birçok açıdan harika ve başarıyı Açlık Oyunları kadar hak ediyor. Sinematik içeriğe sahip bu eğlenceli kitabı bitirmek için kendinizle yarışacaksınız. Patrignani gençlik edebiyatına yeni bir soluk getirecek."
-Glenn Cooper-

Yorumum: Pegasus Yayınlar’ından çıkan Telepati kitabı farklı ama bir o kadar da güzel bir romandı. Özellikle çoklu evren teorisi ve bu evrenlerin değişik versiyonlarının bu kadar gerçekçi anlatılması kitabı okurken insanı bir düşündürüyor. 



Alex ve Jenny, aynı yaşta olan farklı ülkelerde yaşayan iki öğrencidir. Dört senedir çeşitli farklılıklarla zihinlerinde iletişim kurmaktadırlar. Önce bir ses, sonra bir el, gözler, yüz… Zamanla görüntü daha net ve iletişim daha uzun olmaktadır. Bir gün çiftimiz görüşmeye karar verir. Alex, evden kaçar, para için arkadaşından yardım alır. Ne olursa olsun Jenny’i görecek, ona sarılacak ve tüm bunları kendisinin uydurmadığını kızın gerçek olduğunu görecektir.

“Her nerede olursak olalım, sen ve ben, Jenny. Birlikteyiz. Geliyorum.”

İkisi de aynı saatte, aynı yerdedir. Ancak birbirlerini görememektedirler. İşte tam burada çoklu evren teorisi devreye girmektedir. Alex ve Jenny farklı evrenlerde birbirleri ile telepati yöntemi ile iletişim kurmaktadırlar.

9 Ocak 2015 Cuma

Kitap Alışverişlerim - 28: Yeni Yılın İlk Kitapları *_*



Herkese merhaba!!

Yeni yılın ilk alışveriş yazısı ile karşınızdayım! Son zamanlarda okumayı çok istediğim kitaplar çıktı. Ben de beklemek istemedim ve iki alışveriş sitesinden sipariş verdim.  İlk önce Kitap Sihirbazı’ndan siparişim geldi. Çok şaşırdığımı söylemeliyim. Bu kez kitaplarım çok çabuk geldi.



Eldest – Christopher Paolini: Eragon’u hala bitiremedim. Çok bölük pörçük okuyorum. Günde bir bölüm, 20 sayfa şeklinde ilerleyebiliyorum. Buna rağmen hikayeye bayıldım. Hazır sipariş veriyorken ikinci kitabı alayım dedim.

Direniş Lux 5 – Jennifer L. Armentrout: Dördüncü kitabı okumak için son kitabın çıkmasını bekliyordum. Serinin sonunu çok merak ediyorum.

7 Ocak 2015 Çarşamba

Dare Me #1: Sürpriz Balayı - Christine Bell



Kitap Adı: Sürpriz Balayı
Kitabın Orijinal Adı: Down for the Count
Yazar Adı: Christine Bell
Seri Adı: Dare Me
Seri Sıralaması: 1/3 + 1 novella
Türü: Günümüz Aşk, Yeni - Yetişkin
Yayınevi: Nemesis Kitap
Sayfa Sayısı: 352
Basım Tarihi: 2014
Puanım: 4,5/5


Arka Kapak Yazısı: Lacey Garrity, yeni evlendiği eşini, düğünü yaptıkları otelin lobisindeki bir malzeme odasında yarı çıplak halde bulur; yanında Lacey'nin en yakın arkadaşlarından ve nedimelerinden biri olan Becca'yla birlikte. Üstelik daha düğünleri bitmemiştir bile. Yaşadığı şokla oradan kaçıp gelinliğinden kurtulmaktan başka bir şey düşünemeyen Lacey'ye yardım edecek tek kişi, diğer yakın arkadaşı Cat'in ağabeyi ünlü boksör Galen Thomas'tır. Galen'in, Lacey'yi yaşadığı yıkımdan biraz da olsa uzaklaştırmak için bir fikri vardır. Düğünden sonra eşiyle gitmek için hazırlandıkları, aylardır heyecanla bekledikleri balayı için Porto Riko'ya doğru yola çıkmak. Balayı olarak düşünülmüş de olsa biraz tatil yapmak, Lacey'ye iyi gelecektir ve Galen ona eşlik etmeye hazırdır. Birlikte çıktıkları bu balayı, her ne kadar evliliği baştan bitmiş bir gelin ve sahte bir damatla yapılsa da, yeni başlangıçlara gebedir.

Yorumum: Daha önce Christine Bell ile röportaj yapmıştım. Sorularımdan birisi de ülkemizde hangi kitabının çıkmasını istediği idi. Cevabı Sürpriz Balayı (Down fort he Count) olmuştu. Nemesis’de kitabı yayınlayınca hemen okumak istedim. Christine’nın da dediği gibi karakterler son derece komik ve seksi!

Lacey tam bir kontrol manyağı. Hayatını plan ve programlar yaparak geçiren, kendi deyimiyle yoldan çıkmak istese bile anne ve babası nedeniyle her zaman uslu kız konumunda olan, ondan beklenilen her şeyi yerine getiren genç bir kadındır. Ancak tüm bu oto kontrolünü düğününde daha birkaç saattir kocası olan adamı en yakın arkadaşı ve nedimesi olan Becca ile basınca kaybeder. Artık Lacey için geri dönüş yoktur ve Marty onun için geçmişte kalmıştır.


O an imdadına en yakın arkadaşı Cat ve onun ağabeyi Galen yetişir. Bir dizi olay sonucu Galen ve Lacey, sırf genç kadın hayatında bir kere çılgınlık yapsın diye önceden ayarlanan balayına giderler! 

6 Ocak 2015 Salı

Mim: Sorular, sorular :)



Herkese merhaba!!

Yazacağım blog yazılarını defterime not alıyorum. Geçenlerde bir bakayım ne yazmışım ne yazmamışım diye defterimi karıştırırken Sevgili Geveze Kitap Kurdu’nun mimi ile karşılaştım. Taa haziran ayında mimlemiş beni. O zamanlar yoğun olduğumdan yazamamıştım, şimdi vaktim varken yazayım dedim. Çok geç yazdığım için Geveze Kitap Kurdu’ndan özür dileyerek mimi cevaplamaya başlıyorum.

Blog açma hikayeniz nedir?
Blog açmadan önce de kitaplar hakkındaki düşüncelerimi yazıyordum. Sonra vikitap’ta yorum yazmaya başlamıştım. Bir süre sonra yorumlarıma daha çok alıntılar eklemek ve uzatmak istediğimi fark ettim. Bu bakımdan vikitap bana yetmiyordu ben de blog açmaya karar verdim.

Blog isminiz nereden geliyor? Neden bu isim?
Blog ismimi sevdiceğim *_* buldu. Çok hoşuma gitti ve “Kitap Tutkusu” oldu.

Hangi mevsimi seversiniz?
Şubat’ta doğan biri olarak kesinlikle kış!

Bu mevsim size neyi çağrıştırıyor?
Kar, kardanadam ve ilk kardan yürürken çıkan kıtır kıtır o ses :). Renkli renki atkı, bere, eldiven. Hepsi de tam benlik!


Kırmızı ruj mu eyeliner mı?
Eyeliner diyim. Kırmızı rujlarla pek aram yok :p

Blog yazmak sana ne kazandırdı?
Hayatım boyunca görüşmeye devam edeceğim dostlar <3

Kitap okumak mı bir şeyler yazmak mı?
Her ikisi de. Okumayı da yazmayı da çok seviyorum.

Şiir mi, roman mı, hikaye mi?
Kesinlikle ve kesinlikle roman. Şiirlerle aram hiç iyi olmadı -_-

En çok etkilendiğin film?

Oyuncak Bebek Chucky -_- Küçükken korkulu rüyamdı. Bir de serinin ilerleyen kısımlarında Chucky’nin gelini katıldı.

Şunlara bakar mısınız?

Hangi tür kitap/film?
Fantastik, historical romance ve günümüz aşk! Kitap ve filmlerde bu üçünden asla vazgeçmem.

4 Ocak 2015 Pazar

Kelle Avcısı Stephanie Plum #17: Beyaz Yakalı Serseriler - Janet Evanovich



Kitap Adı: Beyaz Yakalı Serseriler
Kitabın Orijinal Adı: Smokin’ Seventeen
Yazar Adı: Janet Evanovich
Seri Adı: Kelle Avcısı Stephanie Plum
Seri Sıralaması: 17/21 + 4 novella
Türü: Polisiye
Yayınevi: Martı Yayınları
Sayfa Sayısı: 336
Basım Tarihi: 2014
Puanım: 4,5/5


Arka Kapak Yazısı: İyi olmak şanslı olmaktan her zaman daha iyidir. Adım, Stephanie Plum. Kuzenim Vinnie'nin kefalet ofisinde çalışıyor, mahkemeden kaçan suçluların peşine düşüyorum. New Jersey, Trenton'da üç katlı tuğla yığınından oluşan bir binada, düşük kiralı ve hiçbir çekiciliği olmayan bir dairede yaşıyorum. Orta boyluyum. Fiziğim idare eder. Ortalama bir zekâm olduğuna adım gibi eminim. Berbat bir işim olduğuna da.

Kısacası hayat zor ama yine de en iyi arkadaşım Lula sayesinde çok da eğlenceli. Bir de buna beni sürekli evlendirmeye çalışan ailemi, peşimdeki azılı düşmanları ve âşıkları ekleyin. İşte karşınızda Stephanie Plum'ın tuhaf hikâyesi!

"Evanovich'in karakterleri ve onları ele alış biçimi çok acayip."
-The New York Times-

"Cüretkâr, yoldan çıkaracak kadar fena ve inanılmaz başarılı. Evanovich'in Stephanie Plum serisi çok ama çok eğlenceli."
-The Washington Post-

"Stephanie Plum özel ve zeki bir karakter olmanın yanı sıra, çok iyi bir mizah anlayışı olan muhteşem bir kadın kahraman."
-Daily Mail-

Yorumum: Bu kitap hakkında söyleyeceğim ilk şey kesinlikle kapağına vurulduğumdur. Renginden tutun, yazı stiline, ana karakterin silahlı fotoğrafından o beyaz bulutlara kadar bayıldım, bayıldım. Uzun zamandır bir kitap kapağını bu kadar çok sevmemiştim. ^_^

Kelle Avcısı Stephanie Plum’un romanları daha önceden birkaç yayınevinde çıkmış. Sonrasında ne oldu bilmiyorum ama yayın haklarını Martı Yayınları aldı ve kitabı bizlerle buluşturdu. Açıkçası daha önceki çıkan kitaplar hiç dikkatimi çekmemişti ama “Beyaz Yakalı Serseriler” hemen gözüme çarptı. Konusu ilginç, kitabın ilerleyişi akıcı, karakterler renkli eee daha ne olsun? Hele bir büyükanne var ki (kızımızın erkek arkadaşının büyükannesi) işte ona tam anlamıyla bittim!

“Kadını görünce Loretta’yla nefesimiz kesildi. Bu Bella’ydı, Trenton’ın en korkunç kadını. Birleşik Devletler’e göç edeli elli yıldan fazla olmuştu, fakat hala Amerikalıdan ziyade Sicilyalıydı. Sahtekar, sinsi ve kesinlikle zırdeliydi. Aynı zamanda, erkek arkadaşımın da büyükannesiydi.”


Stephanie Plum bir kefaret avcısıdır yani mahkemeden kaçan suçluların peşine düşmektedir. Bu suçlu kendini vampir sanan biri de olabilir, yüz kiloluk dev bir adam da. :p İş hayatı zor olan Stephanie’nin özel yaşamı daha da zordur. Onu evlendirmek isteyen bir aile, erkek arkadaşının kendisini kabullenmeyen büyükannesi başlıca sorunlarındandır. Bir de erkek arkadaş meselesi bayağı bir karışıktır :p

2 Ocak 2015 Cuma

Kovan - Laline Paull



Kitap Adı: Kovan
Kitabın Orijinal Adı: The Bees
Yazar Adı: Laline Paull
Türü: Fantastik
Yayınevi: Martı Yayınları
Sayfa Sayısı: 462
Basım Tarihi: 2014
Puanım: 4/5


Arka Kapak Yazısı: Doğumu şaheser anamız, senin rahmin kutsaldır, evliliğin tektir, sonra Kraliçeliğin gelir. Ve sadece Kraliçe üreyebilir.

Bu kovandaki bütün arılar kabul eder, itaat eder, hizmet eder. Herkes üzerine düşen görevi yerine getirmek zorundadır, ölümse ölüm kalımsa kalım. Doğuştan farklı olanlar doğar doğmaz öldürülür. Kovanın hiyerarşisinde geçişler yoktur. İşçi olarak doğan işçi olarak ölür. Kraliçe tektir, kutsaldır, sadece o doğurgandır.

Flora 717 ise farklı doğanlardandır, canı bağışlandığında elde ettiği şansla kovanın bütün işleyişinde yer almaya çalışarak fark yaratır. Bebek bakar, polen toplar, Kraliçe'nin sırlarına erişir. Peki kendi kaderinin sürüklediği yolda düşe kalka ilerlerken kovanın kaderini de değiştirebilecek midir?

"Coşkuyla ve özenle işlenen olağanüstü hayal gücüyle eşsiz bir okuma deneyimi."
-The New York Times-

"Kovan'ın harika bir kurgusu var.
George Orwell'in 1984 ve Margaret Atwood'un Damızlık Kızın Öyküsü'yle paralellik gösterirken kendine özgü olmayı da başarıyor."
-Florida Times-

"Az bulunur ve akıllara durgunluk veren bir roman. Üzerinde çalışılmış, başarılı ve sıra dışı bir hikâye. Kovan kolay kolay unutulmayacak."
-Kirkus-

Yorumum: Bu kez farklı bir kitabın yorumu ile sizlerleyim. Martı Yayınları’ndan çıkan“Kovan” kitabı tanıtımını ilk gördüğüm andan beri dikkatimi çekiyordu. Boş bir anımda sadece göz gezdirip merakımı gidermeyi amaçlamışken bir baktım ki 100 sayfa okumuşum bile. 

Konusu çok farklı ve dikkat çekici. Kitabımız bir kovanda yaşanan olayları anlatmaktadır. Flora 717 aslında işçi bir arıdır. Ancak deformasyona uğradığı için türünün özelliklerinin dışında davranışlar sergilemektedir. Örneğin; işçi arı olarak sadece temizlik yapması gerekirken, kreşte bebek arıları besleyebilmektedir. Evet yanlış duymadınız. Bu kovanın içinde bebek arılar için bir kreş bulunmakta.


Arılar şu üç kurala göre yaşamaktadır. İtaat etme, kabul etme, hizmet etme.

31 Aralık 2014 Çarşamba

2014 YILI FAVORİ KİTAPLARIM



Herkese merhaba!!

2014 yılı biterken okuduğum en iyi kitapları yazayım dedim. Aslında sayı çok daha fazlaydı ama ancak 18’e düşürebildim. Okuduğum kitaplara baktığımda bu sene çok beğendiğim kitabın olduğunu gördüm. Birçoğu favorilerime girdi ve içlerinde tekrar okumak istediklerim var.  Zaman bulup okurum inşallah. *_* 2013 yılında ilk on kitap diye sıralamıştım. 2013 yılı yazım için tık tık. Bu sene öyle yapmak istemedim. :p



 Not: Sıralama Ocak ayından Aralık ayına şeklindedir. 

Güzel Bir Yalan – T. E. Sivec


Konuyu çok sevdim. Sadece çeviri biraz düzgün değildi ama o da kitabın ilk yüz sayfasından sonra düzeldi. Klasik olan bir konunun farklı yönlere çekilip, merak uyandırıcı bir şekilde anlatılmasını yazarın başarısı olarak görüyorum. Konuda takıldığım tek nokta, Gareth’ın bazı hislerinin aşırıya kaçması. Bana göre bu biraz inandırıcılıktan uzaktı ve maalesef ki serinin devamı gelmedi. -_- Oysa ki hem polisiye hem aşk hem macera türünde konusu olan bir kitaptı.Devamı için tık tık.

En Karanlık Gece – Gena Showalter


Kitabın fantastik olmasını bir kenara bırakırsak, içinde çok güzel bir aşk hikayesi vardı. Karşılıklı sözler ve fedakarlıklar… Bir insan aşkı için fedakarlıkta ne kadar ileri gidebilir?
Seride sevdiğim bir şeyde ikinci kitap ve üçüncü kitap hakkında ipuçlarının olması. Okuyacağım kitaplardaki karakterlerin bu şekilde yaşamlarının öncesini bilmeyi seviyorum. Devamı için tık tık.

Avcı – Jennifer L. Armentrout


Arka kapakta yazdığı gibi muhteşem bir finaldi! Final sayfalarını birden fazla kez okudum, belki de dört – beş kere okumuş olabilirim. :p

Seride en sevdiğim şeylerden biri mitoloji ile kurgunun uyumuydu. Kitapta çokça Alex’in kader ipliklerinin düğümlerinden bahsedilmişti. İşte Jennifer, mitolojiyi bir iplik dokur gibi kurgunun içine işlemişti. Birçok mitolojiye dair kitap okudum ama Apollo’nun en güzel anlatıldığı kitaplar Melez Sözleşmeleri’ndeydi. Devamı için tık tık.

Bir Aşk Çarpıntısı – Marie Force


Bu kitap ve Marie için yazacak o kadar çok şey var ki… Sanırım bir yazmaya başlasam sayfalar dolacak en iyisi kısa bir alıntı, devamı için tık tık!

“Annenin öykülerinden yola çıkarak, senin gerçek bir zampara olduğunu düşünmüştüm. Her gün başka bir kadın.”
“Hayatımın bir dönemini tarif etmiş olabilir ama artık öyle biri değilim.”
“Peki bu mucizevi değişim ne zaman gerçekleşti?”
“Bu sabah yaklaşık saat dokuzda.”

İntikam Ateşi – Sarah Maclean


Penelope ve Michael çocukluk arkadaşıdırlar. Michael okul için evden ayrıldığında ikilimiz mektuplaşmaya başlamıştır. Ta ki Michael’ın başına o kötü felaket gelinceye kadar. 

Ahh o mektuplar! İlk başta sizi gülümseten ama daha sonralarında hüzünlendiren kısa yazılar…
Kitabı bitirdiğimde sadece mektupları ayrı okudum. Mektuplar bir nevi hikayenin özetiydi. Sarah Maclean bu hoş ayrıntı ile okuyucularına farklı bir güzellik sunmuştur.
Devamı için tık tık.

Mefisto – Trinity Faegen


Karanlığın çocukları bin yıldan uzun bir süredir kendi Anabolarını beklemektedirler ve Anabolar çok nadir bulunmaktadır. Sahsa bir Anabo ve Jax tarafından bulunmuştur. Bunun nasıl olduğuna gelince,  nadir bulunan Anabolar için kardeşler kavgaya düşmesin diye bir ipucu vardır. Ve Jax, Sasha’yı bulduğunda altı kardeşiyle de beraberdi. Ama onun kendi Anabosu olduğunu anlamıştı!
Ahh bir Anaboyu kandırmak ve kendine aşık etmek düşünüldüğü kadar kolay değil. Çünkü Anabo bunu kabul ettiği zaman içindeki saf ışık yok olacak ve o da bir Mefisto olacaktır. 

“Neden normal olamıyorum? Neden Jax sıradan bir çocuk olamıyor?”
“Neden gökyüzü yeşil, çimen mavi değil? Neden soruyorsun? Olan bu ve hiçbir şey değiştiremezsin.”

Sahsa, Jax için Anaboluğundan vazgeçecek mi yoksa kara melek bin yılda gelen şansından yararlanamayacak mıdır? Devamı için tık tık.

Kemikler Şehri – Cassandra Clare


Clary’nin çok farklı bir hikayesi var. Büyüdüğü dünyaya ait değil ama ait olduğu dünyaya da yabancı. Bildiği her şey yalan… Öğrendiklerinin bir kısmı doğru, bir kısmı da doğru olmaktan çok uzak… Devamı için tık tık.


Kanbağı – Richelle Mead


Kitapta en hoşuma giden şey VA serisinde geçen bazı olaylara yazarın kısa kısa değinmesiydi. Hatırlatma amaçlı bir ya da iki cümle kullanılmıştı. Uzun uzun anlatıp okuyucuyu sıkmaktansa bu tarz bir anlatım daha iyi olmuştu. Devamı için tık tık.

Kalpten Kalbe – Kat Martin


“Kadının arkasından yürüyen bir adam mı? Neden bunu yapsın ki? Erkek daha güçlüdür ve onun koruyucusudur. Tehlike karşısında erkeğin yola öncülük etmesi gerekmektedir.”
“Evin salonuna girerken tehlikeyle karşılaşabileceğimizi zannetmiyorum, bu yüzden erkeğin önde olması için bir sebep yok. Kadının önden girmesi saygı göstergesidir.”

Profesör Hart, Leif’e İngilizce, okuma ve yazma öğretirken, Krista da genç adama İngiliz aristokrasisinin katı kurallarını öğretmektedir. Kuralları öğrenmek Leif açısından çok da kolay değildir, çünkü bir Viking olarak düşünmektedir. Devamı için tık tık.

30 Aralık 2014 Salı

Mim: I LOVE COFFEE



Herkese merhaba!

Çok güzel bir etkinliğe blog ikizim Kütühanemden Kitap Manzaraları tarafından mimlenmişim.  Mimde, sevdiğimiz bir şeyi (eşya, hayvan, yiyecek ismi olabilir), sorulara vereceğimiz cevaplara göre uyarlıyoruz. Benim için kahvesiz bir yaşam düşünülemez! Sevdiğim bir şey olarak kelimeyi “kahve” seçtim!


-          Sevdiğiniz beş filmi seçtiğiniz şeyle değiştiriniz.
1.      Kahvelerin Efendisi (Yüzüklerin)
2.      Kahve Oyunları (Açlık)
3.      Büyücünün Kahvesi (Çırağı)
4.      Kahve Saati (İntikam)
5.      Gece Kahvesi (Vurgunu)

-          Sevdiğiniz dört diziyi seçtiğiniz şeyle değiştiriniz.
1.      Let’s Coffee (Eat)
2.      Modern Coffee (Farmer)
3.      SuperCoffee (Natural)
4.      Coffee: LasVegas (CSI)

29 Aralık 2014 Pazartesi

Evernight Akademisi #2: Yıldız Avcısı - Claudia Gray



Kitap Adı: Yıldız Avcısı
Kitabın Orijinal Adı: Stargazer
Yazar Adı: Claudia Gray
Seri Adı: Evernight
Seri Sıralaması: 2/5
Türü: Genç-Yetişkin, Fantastik, Macera
Yayınevi: Pegasus Yayınları
Sayfa Sayısı: 312
Basım Tarihi: 2014
Puanım: 4,5/5

 

Arka Kapak Yazısı: Bianca'nın kaderinde annesi ve babası gibi bir vampir olmak vardır. Ancak vampirlere özel Karanlıklar Akademisi'nde Lucas'a kalbini kaptırdığında durum karmaşık bir hal alır. Lucas, onun türünü yok etmeye ant içmiş bir vampir avcısıdır ve ayrı yollara gitmek zorundadırlar.

Bianca, Lucas'ı tekrar görmek için her şeyi göze almıştır; bu, Siyah Haç avcılarıyla yüzleşmek ya da Karanlıklar Akademisi'nin güçlü vampirlerine ihanet etmek anlamına gelse bile. Genç kızın sırları onu yalanlarla dolu bir hayat sürdürmeye zorlar.

Ancak sırları olan sadece Bianca değildir. Bir güç okula saldırıp Bianca'yı hedef alınca, geçmişe dair bir gizem ortaya çıkacaktır.
Ve bu daha başlangıçtır…

"Okumaya başlayınca bırakmak istemedim. Bir sonraki kitap için sabırsızlanıyorum."
-L.J. Smith, The Vampire Diaries'in yazarı-

"Kalp atışlarını hızlandıracak bir gerilim, tutkulu bir aşk ve gotik detaylarla zenginleştirilmiş serinin bu ikinci kitabı da bir solukta okunacak."
-Booklist-

"Claudia Gray okuyucularından sır saklamaya devam ettiği sürece, Romeo ve Juliet'i anımsatan kan davaları, paranormal aşk ve lise entrikalarıyla örülü bu hikâye bitmeyecek."
-School Library Journal-

Yorumum: İlk kitabın yorumunun sonunda kafamda mantığıma uymayan kısımların olduğunu, ilk kitap olduğu için böyle düşünüyor olabileceğimi yazmıştım. Hatta diğer kitapları okuduğumda belki de bana uyumsuz gelen kısımların nedenlerini okuyacağım ve fikrim değişecek demiştim. Serinin ikinci kitabında bu kafamdaki soru işaretleri ve belkiler olumlu yönde değişti.

Karanlıklar Akademisi hakkında ilk kitapta birkaç detaya yer veren yazar, bu kitapta o detayları açmış ve okuyucuya tatmin edici cevaplar vermişti. Bunun yanı sıra yine de bazı ipuçları ortaya atmış ve gelecek kitapta ayrıntılarını okuyacağımızın sinyalini vermiş.



Özellikle şunu belirteyim ki, kitaptaki ana karakterlerin Bianca ve Lucas’ın aşkları bana pek inandırıcı gelmedi. İlk kitapta da aynısını hissetmiştim ama yine de seriye giriş açısından, tanışma, alışma süreci vermiştim ikilimize. Ama yok bu kitapta da inanamadım. Belki üçte bir olay olur ve derim ki tamam arkadaşlar siz aşıksınız birbirinize. 

“Bir vampir olarak, doğaüstü konularda fazla şüpheci olduğunu biliyorsun, değil mi?”
“Öyle söyleyince kendimi biraz aptal hissediyorum.”
“Hey, vampirlikte çok yenisin. Kendine birkaç yüzyıl zaman ver, benim gibi bir profesyonel olursun.”
“Başka ne gerçek? Kurt adamlar? Cadılar? Mumyalar?”
“Kurt adam yok. Cadı da. Mumyalar da sadece müzelerde var; en azından benim bildiğim kadarıyla.”
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...