Favorilerim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Favorilerim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Şubat 2021 Salı

2020 Yılında İzlediğim Kore Dizileri (Part - 2)

 Herkese merhaba!!

2020 yılında izlediğim Kore dizilerine part II olarak yazmaya devam ediyorum. İlk yazımı okumak isterseniz tık tık!!

7. A Korean Odyssey


Sırf Lee Seung Gi için izlediğim fantastik türünde bir dizi A Korean Odyssey. Daha konusuna girmeden kadın karakteri hiç sevmediğimi belirtmek istiyorum. Özellikle dış görünüş olarak Lee Seung Gi’ye hiç yakışmayan bir kişiydi bana göre.

Küçüklüğünden beri kötü ruhları gören Jin Sun Mi’nin (Oh Yeon Seo) yolu Son O Gong (Lee Seung Gi) ve Ma Wang (Cha Seung Won) ile kesişir. İkisi de cennetten kovulmuş ölümsüz ruhlardır ve tanrı olmak için çabalamaktadırlar. Bunun için de her şeyi yapmaya kararlıdırlar.

Dizinin ana konusunun haricinde Ma Wang’ın kendi özel durumu beni çok etkiledi. Ayrıca zombi kız Bong Soon (Lee Se Young) inanılmaz tatlıydı. P.K’nin (Lee Hong Ki) onun için yaptıkları, izlerken insanın yüzünü gülümsetiyor. A Korean Odyssey 20 bölümlük bir dizi ve dizi süresi de uzun. Bazı bölümleri izlerken sıkıldım, bazıların da ise zaman nasıl geçti anlamadım bile. Ana karakterlerin konusundansa yan karakterler olan Ma Wang ve zombi kızın hikayelerini daha çok sevdim. 3,5 puanı hak etmeyen bir dizi ama aynı zamanda 4 puanlık bir dizi de değil. Puan ve tavsiye konusunda kararsız kaldığım bir dizi oldu benim için.

8. Mystic Pop up Bar


2020 favori Kore dizilerimden biri daha! Netfix’de önüme düşünce konusuna baktım ve hemen izlemeye karar verdim. Dizimizin türü fantastik.

Mystic Pop up Bar, yiyecek satan gizemli bir seyyar tezgahta geçmektedir. Müşteriler hem yaşayanlar hem de ölülerdir. İçeride satılan bir içki sayesinde müşteriler içlerini döker ve huzur bulmaya çalışırlar.

Ana karakterler olan Woll Joo (Hwang Jung Eum), Han Kang Bae (Yook Sung Jae) ve Takım Lideri Gwi (Choi Won Young) arasında gizli bir ilişki vardır. Woll Joo karakterine bayıldım bayıldım. Hem çok tatlı hem de bir o kadar çirkef! Sinirlenmeleri, bağırıp çağırmaları, duygusal anları… Hangi birini anlatsam :) Çok tatlı bir karakterdi. Yalnız dizi sadece 12 bölüm, keşke daha uzun olsaydı. Puanım 5, tekrar izlemeyi düşünüyorum.

9. Romance is a Bonus Book


Başrollerinde Lee Jong Suk ve Lee Na Young’ın oynadığı romantik komedi türündeki dizimiz bir yayınevi ve kitapların dünyasında geçiyor. Lee Jong Suk sevdiğim aktörlerden biri değil. Diziyi de sırf kitapların dünyasında geçiyor diye izledim ama çok da beğendim.

Cha Eun Ho (Lee Jong Suk) ve Kang Dan Yi (Lee Na Young) çok uzun zamandır birbirini tanıyorlar. Eun Ho, Dan Yi’e aşık ama genç kadın evlenmiş, boşanmış ve bir kızı var. Tüm bunlara rağmen aşkından hiç vazgeçmeyen bir erkek var karşımızda.

Kang Dan Yi’e izlerken çok üzüldüm. Çok başarılı bir iş kadınıyken, evlenip evine ve kızına bakmak için iş hayatını bırakıyor ve sonra boşanınca da iş bulamıyor. Ya çok tecrübeli ve başarılı diye işe alınmıyor ya da yeni çalışma koşullarına ayak uyduramayacağı düşünülüyor. Ara verdiği için yeni trendleri yakalayamayacağı düşünülüyor. Bir şekilde bir yayınevine giriyor ve yeni hayatına başlıyor. Bu arada Cha Eun Ho ve Kang Dan Yi arasında yaş farkı var genç kadın yaşça daha büyük. Ben bu tarz yaş olgusuna takılmadığım için izlerken sorun olmadı.

İyi ki Lee Jong Suk oynuyor diye diziyi harcamamışım. Beni çok etkileyen, dahası içinde kitapların bulunduğu bir dizi. Severek izledim, puanım 4,5. Yarım puanı da Lee Jong Suk’dan kırmış olayım :p

30 Ocak 2021 Cumartesi

Still 17 (Thirty But Seventeen) K-Drama Yorumu

 Herkese merhaba!!

Blogları Canlandırma Projesi’nde bir dizi yorumu ile sizlerleyim. Still 17 ya da diğer adı Thirty But Seventeen, umudumuzu asla kaybetmememiz gerektiğini bizlere anlatan bir dizi.



Başrollerinde Yang Se Jong ve Shin Hye Sun oynuyor. Her iki oyuncuyu da daha önce izlememiştim ancak ikisine de bayıldım bayıldım! Özellikle de Shin Hye Sun. Sen ağlama kız ya, gözyaşların içimi parçaladı…

Woo Seo Ri (Shin Hye Sun) on yedi yaşındayken trafik kazası geçirmiş ve bunun sonucunda bitkisel hayata girmiş biridir. Bir gün birden bire gözlerini açması tüm hastane çalışanlarını şaşkına çevirir. Aradan on üç yıl geçmiştir ve kızımızın hiçbir şeyden haberi yoktur. Anne ve babası olmayan Woo Seo Ri’ye kazadan önce dayısı ve yengesi bakıyordu ancak uyandığı zaman ne dayısı ne yengesi onunla birlikteydi.



25 Ocak 2021 Pazartesi

2020 Yılında İzlediğim Kore Dizileri (Part - 1)

 Herkese merhaba!

Geç kalınmış bir yazı ile sizlerleyim. Çok uzun zamandır izlediğim dizi ve filmlerin yorumlarını yapmak istiyordum ama blogumun kitap konseptini bozmak istemediğim için yazmıyordum. Ancak ani bir kararla yorum yazmaya karar verdim ve kararım değişmeden de hemen yazıp yayımlamak istiyorum.

Eskiden hunharca kore dizileri seyrederdim, sonra uzun bir süre ara verdim. Pandemiyle beraber izlenecek dizilerin azalması (çoğunu izlemiştim) ile tekrardan Kore dizilerine geri döndüm.

Nisan ayından itibaren neler izledim hep birlikte bakalım.

NOT: Dizi puanlarım 5 üzerindendir.

1.      W – Two Worlds



Başrollerinde Lee Jong-suk (Kang Cheol) ve Han Hyo-joo’nun (Oh Yeon-joo) oynadığı gerçek dünya ile manga dünyasında geçen bir dizidir. Manganın yazarı Oh Yeon-joo’nun babasıdır. Bir gün bir şekilde kızımız manga dünyasına geçer ve olaylar başlar. Başta diziyi sevsem de ilerleyen bölümleri maalesef sevemedim. Sürekli olayların başa dönüyor olması, bir yerden sonra sıkılmama neden oldu. İzlediğim her şey yalanmış gibi gelmeye başladı. Ayrıca Lee Jong-suk maalesef favori aktörlerimden biri değil. Sanki her rolü aynı karaktermiş gibi oynuyor. Bu dizi ile başka bir dizisindeki rolü arasında bir fark göremiyorum. Han Hyo-joo’nun ise izlediğim ilk dizisiydi ve oyunculuğunu beğendim. Diziye puanım 3.

2.        Cindirella and Four Knights


Başrollerinde Jung II Woo, Ahn Jae Hyun, Lee Jung Shin, Park So Dam, Son Na Eun ve Choi Min’in yer aldığı romantik komedi türünde bir dizidir. Eun Ha Won (Park So Dam) tam Külkedisi hayatı yaşamaktadır. Babası, üvey annesi ve üvey kız kardeşi ile beraber yaşayan kızımızın tek hayali üniversiteye gitmek ancak bunun için paraya ihtiyacı vardır. Bir gün yaşlı bir adamla tanışan Eun Ha Won artık hayallerine çok daha yakındır. Yaşlı adamın ondan isteği; üç haylaz ve birbiriyle anlaşamayan kuzenleri yola getirmesidir, bunun karşılığında da okuması içi gereken yardımı yapacaktır. Aynı evde kalmaya başlayan Eun Ha Won ve kuzenler için aşk kaçınılmaz olacaktır. Eee ne demiş atalarımız ateşle barut yan yana durmaz :P

Diziyi hem karakterler bakımından hem de konu bakımından çok sevdim. Biraz araştırdığımda kitaptan uyarlanan bir dizi olduğunu gördüm. İmkanım olsa kitabını da okumak isterdim. Çok komik sahneler olduğu gibi, duygusal sahneler de vardı. Benim tekrar izleyeceğim diziler arasına girdi. Puanım 5 ve kesinlikle tavsiye ediyorum.

3.      Eulachacha Waikiki



Başrollerinde Kim Jung Hyun, Lee Yi Kyung, Son Seung Won, Jung In Sun, Go Won Hee ve Lee Joo Woo’nun oynadığı komedi türünde bir dizidir. Dizi üç arkadaşın işlettiği Waikiki adındaki bir pansiyonun etrafında dönmektedir. İflas etmek üzere olan pansiyonda bu üçlünün başına gelmeyen kalmamıştır. Özellikle bekar anne Yoon A’nın (Jung In Sun) gelmesi arkadaşların işlerini daha da zorlaştıracaktır.

2020 senesinin hiç sevmediğim dizilerinden biri oldu. Evet güldüğüm çok sahnesi oldu ama kurgu ilerleyişinde sıkıntılar vardı. Oyunculardan Kim Jung Hyun’un abartı hareketleri (rol yapamadığını düşünüyorum), komik olsun diye sürekli karakterlerin başına bir şey gelmesi ve olayların ilerleyişi sevmedim. Çok kişi sevmiş diziyi ama maalesef benden geçemedi ve puanım 2.

17 Aralık 2018 Pazartesi

Smythe-Smith Quartet #3: Dudaklarımda Şarkısın - Julia Quinn


Kitap Adı: Dudaklarımda Şarkısın
Kitabın Orijinal Adı: The Sum of All Kisses
Yazar Adı: Julia Quinn
Seri Adı: Smythe-Smith Quartet
Seri Sıralaması: 3/4
Türü: Historical Romence, Aşk
Yayınevi: Epsilon Yayınları
Sayfa Sayısı: 344
Puanım: 4/5



Arka Kapak Yazısı: New York Times Çoksatan Yazarı Julia Quinn yeni romanıyla okuyucularını hem güldürecek hem de onların kalplerini sızlatacak. Hugh bu kadının can sıkıcı şekilde ukala olduğunu düşünüyordu... Hugh Prentice hazırcevap kadınlara karşı asla sabırlı değildi ve eğer Leydi Sarah Pleinsworth utangaç ya da mahcup kelimelerinden haberdarsa bile onları çoktan lugatından çıkarmıştı. Pervasız bir düello matematik dehası olan Hugh'u sakat bacağa mahkum etmişti ve şimdi Sarah gibi bir kadınla evlenmeyi hayal etmesi şöyle dursun, ona kur bile yapamazdı. Sarah bu adamın delinin teki olduğunu düşünüyordu... 

Hugh'un yaptığı düello neredeyse Sarah'ın tüm ailesini mahvedeceği için onu asla affedemezdi ama Sarah'ın asla tahammül edemediği onun kişiliğiydi. Ancak bu ikili bir haftayı yan yana geçirmek zorunda kaldıklarında, ilk izlenimlerin o kadar da güvenilir olmadığını keşfedecektir. Sonra ilk öpücük ikincisine, üçüncüsüne ve dördüncüsüne yol açarken, matematik dehası lord hesabını şaşıracak ve her zaman hazırcevap olan leydi belki de ilk defa kendini nutku tutulmuş halde bulacaktı.

Yorumum: Julia Quinn canım yazarım *_* <3 Yine çok güzel, naif bir aşk hikayesi okudum. Yazarım beni hiç şaşırtmadı.

Smythe-Smith ailesini hepimiz Bridgerton serisinden biliyoruz. Çok kalabalık, kuzenlerin, kardeşlerin bol olduğu bir aile. Hele de verdikleri konserler başlı başına bir felaket. Yine de konserleri okumayı seviyorum, çünkü Julia Quinn kitaplarını okuyanlar iyi bilirler ki kitaplarındaki olayların bir kısmı hep bu konserlerde geçmektedir.

Serinin üçüncü kitabı, Honoria Smythe-Smith ve Marcus Holroyd'un düğünü ile Daniel Smythe-Smith ve Anne Wynter'ın düğünü sırasında geçmektedir. Bundan dolayı keşke arka arkaya okuma imkanım olsaydı diye düşünmedim değil.

Sarah tamamen Hugh'a düşman. Çünkü Daniel ile yaptığı düello sonucunda çıkan skandaldan dolayı Daniel ülkeyi terk etmek zorunda kalmıştır. O yıl Smythe-Smith ailesinin kızlarından olan Sarah Pleinsworth (Daniel ile teyze çocukları) sosyeteye takdim edilecekken planlar iptal olmuş, bir yıl daha geç çıkmıştır. Ve ne yazık ki o yıl on yedi nişan olmuştur. Sarah'ın düşüncesine göre o yıl sosyeteye takdim edilseydi o on yedi nişandan birisi kendisinin olacağıdır. Aradan geçen zamanda hala evlenmediği için de bu düşüncesine körü körüne bağlı kalmıştır.

3 Aralık 2018 Pazartesi

Demir Periler #3: Demir Kraliçe - Julie Kagawa


Kitap Adı: Demir Kraliçe
Kitabın Orijinal Adı: The Iron Queen
Yazar Adı: Julie Kagawa
Seri Adı: Demir Periler
Seri Sıralaması: 1/7 + 6 novella
Türü: Fantastik, Genç-Yetişkin, Paranormal
Yayınevi: Pegasus Yayınları
Sayfa Sayısı: 416
Basım Tarihi: 2014
Puanım: 5/5



Arka Kapak Yazısı: Yaz biter. Buzlar erir. İşte geriye kalanlar...

Bittiğini sanmıştım. Perilerle geçirdiğim günlerin, vermem gereken zorlu kararların, sevdiklerim için yapmam gereken fedakarlıkların sona erdiğini düşünmüştüm. Bir fırtına yaklaşıyor ve kimsenin sağ çıkamayacağı kadar büyük bir çatışma beni çağırıyor. Bu sefer geri dönüşü olmayacak. Aşklarından vazgeçmeyerek Olurolmaz'dan sürülen Ash ve Meghan, fani dünyada nasıl var olacaklarını düşünürken Demir Divan'da hak iddia eden bir sahte kral, Yaz ve Kış Divanlarını yok etmeye karar vermiştir. Onu engelleyebilecek tek kişi hem Yaz hem Demir büyüsüne sahip olduğu halde ikisinden birini kullandığında güçsüz düşüp hastalanan Meghan'dır.

Demir zehri Olurolmaz'ı hızla yutarken peri ve insan melezi Meghan, hem eski yoldaşlarından yardım alacak hem de sahte krala karşı durmaya çalışan direnişçi Demir perilerle işbirliği yapacaktır. Tehlikelerin kol gezdiği Demir Diyar'da çaresizlik, kayıp ve büyük fedakarlıklarla dolu bir mücadele onları beklemektedir.

Yorumum: Daha kitabı okurken Demir Kraliçe'nin seri içindeki en sevdiğim kitap olacağını biliyordum. Devamını tabii ki de okuyacağım ama fikrimin çok değişeceğini düşünmüyorum. :p

Ash ve Meghan ikilisi aşkları uğruna Olurolmaz'dan sürülmüştür. İkilimiz ne yapacaklarını tam olarak bilemezken, Sahte Kral'ın Meghan'ın peşinde olduğunu öğrenirler. Sahte Kral, hem Meghan'ın peşindedir hem de Olurlolmaz'ı yok edip tüm diyarlara sahip olmak istemektedir. Görünüşe göre, onu tek durdurabilecek kişi Meghan'dır ancak onun da güçlerini kullanmakta sorunları vardır.

Aşkın ırklardan ve zamanlardan daha üstün olduğunu, güzel hatta harika bir şey olabileceğini, uğruna savaşılabileceğini fakat aynı zamanda bazen kırılgan ve kalbi sızlatan bir his olduğunu, bu yüzden de fedakarlık gerektirdiğini öğrendim. Tüm dünyayı karşınıza aldığınız ve çıkış yolunu bulmakta zorlandığınız zamanlar olabileceğini keşfettim. Ne zaman tutacağınızı, ne zaman bırakacağınızı bilmek zorunda kalabiliyorsunuz. Ve o aşk geri gelse bile, aslında hep yanı başınızda duran birinde bir şeyler bulabiliyorsunuz.

26 Kasım 2018 Pazartesi

Effingtons #1: Evlilik Oyunu - Victoria Alexander


Kitap Adı: Evlilik Oyunu
Kitabın Orijinal Adı: The Wedding Bargain
Yazar Adı: Victoria Alexander
Seri Adı: Effingtons
Seri Sıralaması: 1/11 + 1 novella
Türü: Historical Romance
Yayınevi: Pegasus Yayınları
Sayfa Sayısı: 384
Basım Tarihi: 2017
Puanım: 4/5



Arka Kapak Yazısı: Trent Kontu Maximillian Wells gözlerine inanamaz. Tam karşısında güzel, erişilmez Pandaro Effington durmaktadır. Sosyetenin, adı skandallara en çok karışmış güzeli. Max bu ateşli ve zengin kadının kendisine son derece uygun bir eş olacağını düşünür ancak beklenmedik bir teklifle karşılaşır. Karşı konulmaz Pandora'yla evlenmek istiyorsa genç kızın istediği oyunu oynamak zorundadır. Ve Max'in bu oyunu kaybetmeye hiç niyeti yoktur.

Yedi görkemli balo sezonundan sonra Pandora artık evlenme zamanının geldiğinin farkındadır. Fakat Londra'nın seçkin bekarları onu etkilemeyi başaramamıştır. Genç kadın gerçek bir kahramanın özlemini duymaktadır; onun aşkını kazanmak için gücünü kullanmaktan çekinmeyen bir erkek. Maximillian'ın tek bir dokunuşu Pandora'nın kalbini titretmeye yetmiş ve her anını onunla geçirmek istemesine neden olmuştur. Peki Max aşkını kanıtlamak için her şeyi tehlikeye atmaya hazır mıdır?

Yorumum: Victoria Alexander'ın bir serisi Epsilon Yayınevi'nden çıkmıştı. Elimde olmasına rağmen hiç birini henüz okuyamadım. Pegasus'un başladığı bu yeni seriye okusam da olur okumasam da gözüyle bakıyordum, ta ki ikinci kitap Müstakbel Koca Listesi çıkana kadar *_* Kapağına, ismine resmen vuruldum. Serileri, sırayla okumalıyım fikrinde olduğum için de hemen ilk kitabı aldım ve okudum!

Yazarın, tarzına bayıldım. İnanılmaz eğlenceli bir kitap. Pandora'nın şartları ve Max'in inadı sayesinde şahane diyaloglar ortaya çıkmış. Pandora, evlenmek istemeyen bir genç kız. Yedi sezondur balolara katılmakta, birçok evlilik teklifi almakta ve hiçbirini kabul etmemektedir. Max ise Pandora'ya kendisine evet dedirtmekte kararlı. Hatta bunun için bir bahse bile girerler!

Trent Kontu, Maximillian Wells bir hovarda, serseri, alçak hatta canavar olabilirdi ama şimdiye kadar hiç Grosvenor Meydanı'nın Haylaz Kızı'yla boy ölçüştürmemişti. Zavallı adam belki de önünde duran gerçeği fark etmemişti bile.
Oyun başlamıştı.

15 Kasım 2018 Perşembe

Daughter of Smoke&Bone #1: Duman ve Kemiğin Kızı - Laini Taylor


Kitap Adı: Duman ve Kemiğin Kızı
Kitabın Orijinal Adı: Daughter of Smoke&Bone
Yazar Adı: Laini Taylor
Seri Adı: Daughter of Smoke&Bone
Seri Sıralaması: 1/3
Türü: Fantastik, Genç-Yetişkin
Yayınevi: Artemis Yayınları
Sayfa Sayısı: 444
Basım Tarihi: 2013
Puanım: 5/5



Arka Kapak Yazısı: Bir zamanlar, şeytanın ininde yerde tüylerle oynayan küçük ve masum bir kızdı.
O, artık masum değil...
Bir varmış, bir yokmuş, bir melekle şeytan birbirlerine aşık olmuş. Ve hikayenin sonu hiç iyi bitmemiş.

Yorumum: Son zamanlarda güzel kitaplar okumaya başladım, umarım bu şekilde devam eder. Duman ve Kemiğin Kızı da bu kitaplardan biri. Kesinlikle ilk kitapla favorilerime girdi.

Karou, "Hayatım gerçekten senin gözünde bu kadar mı değersiz?" diye sormuştu.
Brimstone'un cevabı, korkularını ne onaylamış ne de yalanlamıştı. "Hayatın mı? Yani bedeninden mi bahsediyorsun? Bedenin bir kılıftan başka bir şey değil Karou. Ruhun başka bir mesele ve bildiğim kadarıyla ruhunu tehdit eden herhangi bir tehlike yok."

Melek kitaplarını okumayı çok severim. Melek, şeytan ve savaş oldum mu değmeyin keyfime :p Karou ve Akiva, muhteşem iki karakter ancak benim gözüm Kimera'larda. Ne yakışıklı ne de güzeller... Sadece çok farklılar. Her türden bir özellik almışlar ve bu vücutlarına yansımış. Bir Kimera'nın başı maymundan, gövdesi yılandan ve kuyruğu kurttan olabilir. Bu sadece benim basit anlatımım. Kitabı okuyanlar bilir ya da okuyacak olanlar Kimera'ların çok daha karmaşık bir yapıya sahip olduğunu göreceklerdir.

Brimstone, "Ben umut ederim çocuk. Ama asla dilek dilemem. Arada fark var."
Karou bunu kafasında evirip çevirmişti, aradaki farkı bulabilirse belki Brimstone'u etkileyebileceğini düşünmüştü. Aklına bir şey geldiğinde, kelimelere dökmek için çaba sarf etmişti. "Umut senin içinden gelir, dileklerse sadece sihirdir."
"Dilekler sahtedir. Umut gerçektir. Umut, kendi sihrini yaratır."

10 Kasım 2018 Cumartesi

Uzun Bir Aradan Sonra Merhaba *_*


Herkese uzun bir aradan sonra merhaba!!

Çok uzun zamandır buralarda değildim. Yoğunluğum sebebiyle fazla kitap okumadım ama elimden geldiğince, boş vaktim oldukça bir şeyler okumaya çalıştım. Uzun yorumlara yer vereceğim kitapların, ancak şimdi kısa kısa neler okumuşum, sevmiş miyim, sevmemiş miyim birlikte bakalım.


The Originals Düşüş - Julie Plec (4 Puan): Serinin dizisini izlemedim, kitaptan gidiyorum. Beğendiğim bir seri, son kitabı da okuyup bitirsem iyi olacak :p


Unutulmaz Gece - Teresa Medeiros (4 Puan): Teresa sevdiğim tarihi aşk yazarlarından biri. Okurken hep bir şeylerin eksik olduğunu hissettim ancak yine de kendi içinde güzel bir kitap.

23 Temmuz 2017 Pazar

Red Rising Triloji #1: Kızıl Yükseliş - Pierce Brown

Kitap Adı: Kızıl Yükseliş
Kitabın Orijinal Adı: Under Her Skin
Yazar Adı: Pierce Brown
Seri Adı: Kızıl İsyan
Seri Sıralaması: 1/3
Türü: Fantastik, Distopya, Genç-Yetişkin
Yayınevi: Pegasus Yayınları
Sayfa Sayısı: 448
Basım Tarihi: 2015
Puanım: 4/5



Arka Kapak Yazısı: Ben dünyaları ateşe verecek kıvılcımım. Ben zincirleri kıracak çekicim. Ben halkımın ve esaret içinde yaşayan herkesin umuduyum. Çünkü biliyorum ki insan kendini köleleştiren adaletsizlikle özgürleşemez. Gelecekte, renk kodlarına göre sınıflara ayrılmış Toplum'un en alt sınıfını Kızıllar oluşturmaktadır. Diğer bütün Kızıllar gibi Darrow da, Mars'ı yeni nesiller için yaşanılır bir gezegen haline getirdikleri inancıyla günlerini madenlerde çalışarak geçirmektedir. Üstelik bunu severek ve isteyerek yapmakta, kanı ve teriyle çocuklarına daha iyi bir dünya bırakacağına inanmaktadır.

Ancak Kızıllar kandırılmıştır. Darrow, halkının yozlaşmış yönetici sınıfın kölesinden bir şey olmadığını keşfettiğinde adalet özlemi ve kaybettiği aşkının anısıyla hırslanır. İnsanlığın yeni nesil Altın hükümdarlarının güç için mücadele ettiği efsanevi Enstitü'ye sızmak için her şeyden vazgeçer. Hayatı ve medeniyetin geleceği pahasına en başarılı ve en vahşi Altınlarla rekabet etmek zorunda kalacak olan Darrow'un düşmanlarını yenmek için artık yapmayacağı şey yoktur... Bu, onlardan birine dönüşmek anlamına gelse bile.

Yorumum: Son zamanların en iyi distopya kitaplarından biri Kızıl Yükseliş. Bilimkurgu distopya olmasından dolayı birçok insanın favori kitabı olmasına etken olmuş.

Mars'ta kurulan bir hayat düşünün. Ama burada da tabi ki de sınıflar var. Bu kez halk renklerine göre ayrılmış. En üstün ırk altınlar iken an alt tabakayı kızıllar oluşturuyor. 
Aradaki renkler ve özellikle kızıllar yaşamın devamı için çalışırken, altınlar sefa sürmektedir. Çok geçmeden kızıllar bu işte bir yanlışlık olduğunu anlarlar ve planlarını devreye sokarlar. İşte bu noktada baş karakterimiz Darrow devreye giriyor. Altınların arasına sızması için Enstitü'ye girmesi gerekiyor ve bunun için ne gerekiyorsa onu yapmaya hazır.


21 Temmuz 2017 Cuma

Sevdiğim ve Sevmediğim Distopya Karakterleri

Etkinliğimizin ikinci gününden merhaba!!

Distopya türünü çok severim. Özellikle acımasız, karakterleri sonuna kadar zorlayan kurguları daha bir çok severim. Bazen kurguyu sevseniz bile karakterleri sevemeyebilirsiniz ya da tam tersi. Şimdi okuduğum bazı distopya türündeki kitaplara bakalım.

Sevdiğim Karakter: Ölüm Oyun'undan Şogo


Senelerce önce filmini izlediğimde dikkatimi çeken karakterlerden biriydi. Kitabını okuyunca da ayrı bir sevmiştim. Şuya ile ittifak kurması, birlikte yol almaları ve sırları... Özünde iyi ama yaşamak için acımasız olmak zorunda kalan bir karakterdi.

Yorumum için tık tık!!

Sevmediğim Karakter: Açlık Oyunları'ndan Peeta Mellark      


Kitapta hiç sevmemiştim. Nedense hep sessiz sakin görünüşünün altında başka şeyler yattığını düşünmüşüm. Aslında öyle olmadığını ve Katniss için elinden geleni yapacağını gösterse de yine de sevmediğim bir karakter olarak kalacak. Katniss'in Gale ile beraber olmasını isterdim. -_-

6 Temmuz 2017 Perşembe

Kız Kardeşler Serisi #3: Hüznün Gölgesinde Aşk - Susan Mallery

Kitap Adı: Hüznün Gölgesinde Aşk
Kitabın Orijinal Adı: Straight from the Hip
Yazar Adı: Susan Mallery
Seri Adı: Kız Kardeşler Serisi
Seri Sıralaması: 3/4
Türü: Günümüz Aşk, Romans, Yeni-Yetişkin
Yayınevi: Pegasus Yayınları
Sayfa Sayısı: 336
Basım Tarihi: 2013
Puanım: 4,5/5


Arka Kapak Yazısı: Aşkla açılan gözler, gerçekler karşısında körleşir mi?
Izzy, Titan kardeşlerin en cesurudur. Ama bir petrol kuyusunda gerçekleşen patlama yüzünden neredeyse kör olur. Patlamanın bir kaza olmadığını düşünen kız kardeşleri, Izzy'nin içine kapanmasından endişe duymaktadır. Bu, uzun zamandır ortalarda olmayan üvey kardeşleri Garth'ın bir oyunu mudur? Yoksa onlarla uğraşan başka biri mi vardır?

Izzy'nin kardeşleri, onu hayatta kalmaya öğrenmesi için bir eğitim kampına gönderirler. Izzy bu durumdan memnun olmamasına rağmen eğitmeni Nick onu karanlıkta bırakmamaya kararlıdır. Hem de birçok açıdan. Ama ona yardım etme sebebini açıkladığı takdirde Izzy'yi bir daha asla görememekten korkmaktadır. Nick onu kaybetme riskini göze alabilecek midir?

Yorumum: Titan kız kardeşler içerisinde en sevmediğim karakter Izzy olmasına rağmen hikayesini en sevdiğim Izzy oldu. Kendisini sevmeme nedenlerim ikinci kitap olan Aşkın İki Yüzü'ndeki olaylara dayanıyor ama kimseye spoiler olmasın diye bu konuya değinmeyeceğim.

Izzy, diğer kız kardeşlere benzemeyen uçarı, hayatı uçlarda yaşayan bir kadındır. Adrenalin yaşamayı çok sever bu nedenle de petrol kuyusunda çalışmaktadır. Patlama sonucunda genç kadın kör olur. Kız kardeşler olayın sorumlusu olarak Garth'ı görürler. Sorumlu Garth mıdır yoksa başka biri mi?

1 Temmuz 2017 Cumartesi

Bloodlines #5: Gümüş Gölgeler - Richelle Mead

Kitap Adı: Gümüş Gölgeler
Kitabın Orijinal Adı: Silver Shadows
Yazar Adı: Richelle Mead
Seri Adı: Kanbağı Serisi
Seri Sıralaması: 5/6
Türü: Fantastik, Genç-Yetişkin
Yayınevi: Artemis Yayınları
Sayfa Sayısı: 385
Basım Tarihi: 2015
Puanım: 4,5/5


Arka Kapak Yazısı: Sydney Sage bir Simyacı. Büyüyle uğraşarak insan dünyasıyla vampirlerinki arasında köprü görevi gören, vampirlerin sırlarını ve insanların hayatlarını koruyan bir grubun üyesi. Ateşli Kalp'te, Sydney içinden gelen sesi dinleyip gerçek hislerini Simyacılar'dan gizleyerek tehlikeli bir yola adım atmıştı.

Şimdi Sydney'le Adrian bütün dünyalarını darmadağın eden bir felaketin ardından parçaları toplamaya ve yeniden birlikte olmaya çalışıyor. Ama önce, hayatta kalmak zorundalar. Sydney türlü zorluklarla çevrili hapis hayatında kimliğine ve anılarına tutunmanın mücadelesini verirken, Adrian ona bu işin peşini bırakmasını söyleyenlere inat, umutla sevdiği kadını bulmaya çabalıyor. Ama eski düşmanları ve hayatındaki kafa karıştırıcı yenilikler nedeniyle bu savaş onun için hiç de kolay olmayacak.

En korkunç kabusları tüyler ürpertici bir gerçeğe dönüşen Sydney ve Adrian, New York Times çoksatarı "Kanbağı" serisinin bu beşinci macerasında şimdiye dek hiç rastlamadıkları türden bir karanlıkla yüzleşiyor.

Yorumum: Serinin beşinci kitabından merhaba! Bu seriyi ilk kitap hariç pek beğenmemiştim. Ne kurgusu ilgimi çekmiş ne de Adrian'ın aşkına inanmıştım. Ancak beşinci kitap olan Gümüş Gölgeler'i pek bir sevdim. Seri hakkında genel yorumlara baktığımda aslında en az sevilen kitabın beşincisi olduğunu okumuştum ama bende tam tersi oldu.

Vampir Akademisi serisinde Simyacılar ilk ortaya çıktığı andan itibaren çok ilgimi çekmişlerdi. Diğer vampir kitaplarında olmayan bir topluluk vardı. Vampirlerin işlerini kapatan onların dünyada var olduklarını gizlemeyi kendilerine görev edinmiş bir topluluk. Kanbağı serisi ile beraber Sydney sayesinde Simyacılar'ı daha yakından tanıma fırsatımız oldu. İlk dört kitapta okuyucunun ağzına bir parmak bal çalan yazar, Gümüş Gölgeler kitabında bu topluluk hakkında daha çok bilgi vermiş.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...