Paranormal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Paranormal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Aralık 2018 Pazartesi

Demir Periler #3: Demir Kraliçe - Julie Kagawa


Kitap Adı: Demir Kraliçe
Kitabın Orijinal Adı: The Iron Queen
Yazar Adı: Julie Kagawa
Seri Adı: Demir Periler
Seri Sıralaması: 1/7 + 6 novella
Türü: Fantastik, Genç-Yetişkin, Paranormal
Yayınevi: Pegasus Yayınları
Sayfa Sayısı: 416
Basım Tarihi: 2014
Puanım: 5/5



Arka Kapak Yazısı: Yaz biter. Buzlar erir. İşte geriye kalanlar...

Bittiğini sanmıştım. Perilerle geçirdiğim günlerin, vermem gereken zorlu kararların, sevdiklerim için yapmam gereken fedakarlıkların sona erdiğini düşünmüştüm. Bir fırtına yaklaşıyor ve kimsenin sağ çıkamayacağı kadar büyük bir çatışma beni çağırıyor. Bu sefer geri dönüşü olmayacak. Aşklarından vazgeçmeyerek Olurolmaz'dan sürülen Ash ve Meghan, fani dünyada nasıl var olacaklarını düşünürken Demir Divan'da hak iddia eden bir sahte kral, Yaz ve Kış Divanlarını yok etmeye karar vermiştir. Onu engelleyebilecek tek kişi hem Yaz hem Demir büyüsüne sahip olduğu halde ikisinden birini kullandığında güçsüz düşüp hastalanan Meghan'dır.

Demir zehri Olurolmaz'ı hızla yutarken peri ve insan melezi Meghan, hem eski yoldaşlarından yardım alacak hem de sahte krala karşı durmaya çalışan direnişçi Demir perilerle işbirliği yapacaktır. Tehlikelerin kol gezdiği Demir Diyar'da çaresizlik, kayıp ve büyük fedakarlıklarla dolu bir mücadele onları beklemektedir.

Yorumum: Daha kitabı okurken Demir Kraliçe'nin seri içindeki en sevdiğim kitap olacağını biliyordum. Devamını tabii ki de okuyacağım ama fikrimin çok değişeceğini düşünmüyorum. :p

Ash ve Meghan ikilisi aşkları uğruna Olurolmaz'dan sürülmüştür. İkilimiz ne yapacaklarını tam olarak bilemezken, Sahte Kral'ın Meghan'ın peşinde olduğunu öğrenirler. Sahte Kral, hem Meghan'ın peşindedir hem de Olurlolmaz'ı yok edip tüm diyarlara sahip olmak istemektedir. Görünüşe göre, onu tek durdurabilecek kişi Meghan'dır ancak onun da güçlerini kullanmakta sorunları vardır.

Aşkın ırklardan ve zamanlardan daha üstün olduğunu, güzel hatta harika bir şey olabileceğini, uğruna savaşılabileceğini fakat aynı zamanda bazen kırılgan ve kalbi sızlatan bir his olduğunu, bu yüzden de fedakarlık gerektirdiğini öğrendim. Tüm dünyayı karşınıza aldığınız ve çıkış yolunu bulmakta zorlandığınız zamanlar olabileceğini keşfettim. Ne zaman tutacağınızı, ne zaman bırakacağınızı bilmek zorunda kalabiliyorsunuz. Ve o aşk geri gelse bile, aslında hep yanı başınızda duran birinde bir şeyler bulabiliyorsunuz.

25 Mayıs 2017 Perşembe

Güneyli Vampirler, Sookie Stackhouse #4: Cadı Ölüsü - Charlaine Harris

Kitap Adı: Cadı Ölüsü
Kitabın Orijinal Adı: Dead to the World
Yazar Adı: Charlaine Harris
Seri Adı: Güneyli Vampirler, Sookie Stackhouse
Seri Sıralaması: 4/13
Türü: Fantastik, Paranormal, Yeni- Yetişkin
Yayınevi: Artemis Yayınları
Sayfa Sayısı: 400
Basım Tarihi: 2010
Puanım: 5/5


Arka Kapak Yazısı: Tuhaf ve seksi kız Sookie Stackhouse'a kapılmamanın yolu yok. Bizi de al Sookie! Bizi de!

İnsan her gün yol kenarında koşan yarı çıplak bir adamla karşılaşmaz ki! Sookie Stackhouse da gaza basıp yoluna devam edemedi tabii. Zavallı çıplak adam şuurunu yitirmişti, kim olduğunu bilmiyordu. Oysa Sookie onu gayet iyi tanıyordu. Vampir Eric'ten başkası değildi. Ama çok daha iyi kalpli, daha nazik bir Eric.

Ve daha ürkek. E, hakkı var, zira geçmişini silen artık her kimse, şimdi de canını almanın peşindeydi. Eric'in belalısını araştıran Sookie, kendini aniden cadılar, vampirler ve kurtadamlar arasında patlak veren tüyler ürpertici bir savaşın ortasında bulacaktı. Ama asıl tehlikedeki Sookie'nin kalbiydi. Hımmmm! Şeyyy, çünkü bu yeni Eric'e karşı koyabilmek öyle her babayiğidin harcı değildi.

Yorumum: Uzun zamandır ara verdiğim seriye devam etme kararı aldım. Seriyi çok sevmeme rağmen nedense okuyup devam etmek, aklıma gelmemişti. Umuyorum ki kısa sürede ilerleyip, seriyi bitiririm.

Şimdiye kadarki en sevdiğim kitap Cadı Ölüsü oldu. Çünkü Team Eric! :p Birçok defa yorumlarımda belirttiğim gibi bu seride fangirllüğe bağlayıp ay heyt Bill modundayım. Eric ise favori karakterim. Bir de Alcide var tabi. O da Eric'ten sonraki favorim. Bu kitabın konusu Eric üzerine kurulu olduğu için daha bir sevdim.

"Sen ne hissediyorsun pekİ?" Aklı başındayken Eric'e bunu asla soramazdım ama öyle farklı görünüyordu ki. Belki bir gece önceki kadar korkmuş, kafası karışmış değildi. Yine de hala yeterince anti-Eric'ti. "Yani... Sen bir paketmişsin ve seni bir kasaya koymuşlar gibi. Kasada ben oluyorum."

4 Nisan 2017 Salı

Demir Periler #2: Demir Kız - Julie Kagawa

Kitap Adı: Demir Kız
Kitabın Orijinal Adı: The Iron Daughter
Yazar Adı: Julie Kagawa
Seri Adı: Demir Periler
Seri Sıralaması: 2/4 + 7 novella
Türü: Fantastik, Genç-Yetişkin, Paranormal
Yayınevi: Pegasus Yayınları
Sayfa Sayısı: 416
Basım Tarihi: 2014
Puanım: 5/5


Arka Kapak Yazısı: Hayatı boyunca hiçbir yere uyum sağlayamamış yarı insan, yarı peri Meghan, Prens Ash'in kayıplara karıştığı Kış Divanı'nda tutsaktır. Demir periler yendiğini sanan genç kız, Mevsimler Asası'nın Tekinsiz Divanı'ndan çalınmasıyla, savaşın daha yeni başladığını anlayacaktır.

Savaş çanlarını susturmak ve masumiyetini kanıtlamak için peri ve fani dünyalar arasında mekik dokurken büyü gücüne anlayamadığı bir nedenle erişemeyen Meghan'ın tek silahı zekasıdır. Ancak demir gibi bir irade geliştirirken bile fazlasıyla insani olan kalbindeki özlem fısıltılarını duymazdan gelemeyecektir.

Bu yolculuğunda Meghan'a tanıdık isimler ve yepyeni, tuhaf karakterler eşlik ediyor...

Yorumum: Bu seriye bayılıyorum! Çok eskiden okuduğum benim için ayrı yeri olan serilerim vardır (Vampir Akademisi, Melez Sözleşmeleri gibi). Uzun zamandır onlara eş bir seri okumamıştım. Favori serilerim var ama hiç biri bir VA ya da MS olmadı benim gözümde. Ta ki Demir Periler serisine kadar.

Kitabın geçtiği ortam, masalsı anlatım, mitolojiden oluşan değişik karakterler... Hepsini ayrı ayrı sevdim. Bir de yazarın anlatım tarzı ve dili var tabi ki. Çok akıcı, her an merak uyandırıyor okurken.

6 Eylül 2016 Salı

Demir Periler (The Iron Fey) #1: Demir Kral - Julie Kagawa

Kitap Adı: Demir Kral
Kitabın Orijinal Adı: The Iron King
Yazar Adı: Julie Kagawa
Seri Adı: Demir Periler
Seri Sıralaması: 1/4 + 7 novella
Türü: Fantastik, Genç-Yetişkin, Paranormal
Yayınevi: Pegasus Yayınları
Sayfa Sayısı: 416
Basım Tarihi: 2013
Puanım: 5/5


Arka Kapak Yazısı: On altı yaş; kızların prensese dönüştüğü, gerçek aşkı bulduğu, yıldızların onun için parladığı ve yakışıklı prensin onu günbatımına taşıdığı o özel yaş...
Benim için öyle olacağını hiç sanmıyorum.

On altıncı yaş gününde kardeşim kaçırıldı.
Periler tarafından...
Onu geri alacağım!

Meghan Chase'in gizli bir kaderi var.
Hayalini bile kuramayacağı, efsanevi karakterler ve fantastik maceralarla dolu bir kader.
Evde ve okulda çevresine uyum sağlayamayan Meghan on altıncı yaş gününde hayatında bir terslik olduğunu hisseder. Karanlık bir yabancı onu izlemeye ve muzip dostu aşırı korumacı davranmaya başlamıştır. Ancak gerçek, bütün tahminlerin ötesinde; genç kız, efsanevi bir peri kralının kızı ve ölümcül bir savaşın en önemli piyonudur.

Bu gerçekle yüzleşen Meghan, kardeşini perilerden kurtarmak, hiçbir perinin yüzleşmeyeceği gizemli bir canavarı durdurmak ve doğuştan hakkı olan güçleri yönetmek için ne kadar ileri gidebileceğine kendi bile şaşıracaktır.

Bu macerada onu tuhaf bir ekip eşlik edecektir; en yakın dostu, fazlasıyla ilgili ve şakacı Puck; sürekli ortadan kaybolan kedi Grimalkin.... Ve yasak aşkın vücut bulmuş hali, soğuk kalpli Prens Ash.

Yorumum: Harika bir seri başlangıcı ile sizlerleyim. Demir Periler serisini bu kadar seveceğim ve hatta favorilerime gireceğini tahmin etmezdim. Go Kitap'ın İhtiyaç adlı peri konulu kitabını okuyunca bir şans vereyim dedim ve kitaba bayıldım.

Yazarın dili sade ve akıcı. Sizi zorlayacak, takılacağınız bir anlatım yok. Zaten kurgu o kadar heyecanlı ki bir çırpıda ilerliyorsunuz. Anlatımda en çok sevdiğim şey Kelt, İrlanda ve İspanya mitolojisinde yer alan varlıkların kitapta geçmesiydi. Mitolojiyi çok sevdiğim için farklı mitlerden esintiler görmek hoşuma gitti. 


Grimalkin favorim *_*

22 Temmuz 2016 Cuma

Goddess Summoning #4: Gül Tanrıçası - P. C. Cast

Kitap Adı: Gül Tanrıçası
Kitabın Orijinal Adı: Goddess of the Rose
Yazar Adı: P. C. Cast
Seri Adı: Goddess Summoning
Seri Sıralaması: 4/7
Türü: Fantastik, Paranormal, Mitoloji
Yayınevi: Pegasus Yayınları
Sayfa Sayısı: 432
Basım Tarihi: 2011
Puanım: 4/5



Arka Kapak Yazısı: Büyülü bir aşk bütün engelleri aşabilir mi?

Deniz Tanrıçası, Bahar Tanrıçası, Işık Tanrıçası ve şimdi de Gül Tanrıçası...
Tanrıça Serisi 4. kitabıyla ve tüm heyecanıyla kaldığı yerden devam ediyor.
Empusai ailesinin gülleri, ailenin kadınlarının bahçeleri için feda ettiği kan damarları sayesinde yüzyıllar boyunca çiçek açmıştır. Mikki, ailesinin bu tuhaf geleneğini sürdürmesinin yanı sıra normal hayatına da devam etmektedir. Ta ki farkında olmadan bir ritüeli tamamlayıp kendini Gül Diyarı'nda bulana dek...

Çok uzun bir zaman önce büyük bir öfkeye kapılan Tanrıça Hekate, Gül Diyarı'yla birlikte Diyar'ın koruyucusuna da sadece bir rahibenin bozabileceği sihirli büyüler ve şimdi bu sihrin ortadan kaldırılması konusunda Mikki'ye güvenmektedir.

Canavar gibi görüntüsüyle Koruyucu ilk başta Mikki'nin korkmasına neden olur ancak kısa zamanda kadının o ana dek hiçbir erkeğin yapamadığı kadar, ilgisini çekmeye başlar. Ama hem Gül Diyarı'nın hem de Koruyucu'nun kurtuluşu, Mikki'nin yaşam kaynağı olan kanını feda etmesine bağlıdır...

Yorumum: Çok uzun bir aradan sonra seriye devam etmeye karar verdim. İlk üç kitabı çıktıkları zamanlar bekleyerek okumuştum ama sonrasında hem Gece Evi serisinin kötüleşmesi hem de fantastik edebiyatın o dönem ülkemizde artarak farklı kitapların çıkması beni bu seriden uzaklaştırdı. Kitaplar elimde olmasına rağmen bir türlü okuyamadım. Raflara ne okusam diye bakarken Gül Tanrıça'sına elim gidince ikinciye düşünmeden hemen kitaba başladım.

Seriyi sevdiğimden olsa gerek, yine o havasını yakaladım ama bu kitap ilk üç kitaba göre bir tık daha düşüktü. Ana temamız yine aynı. Farkında olmadan bir ritüel yapan Mikki, kendini mitolojide geçen bir yerde (Gül Diyarı) bulur. Sonrası zaten aşk ve mitoloji ile harmanlanmış bir şekilde devam eder.

30 Haziran 2016 Perşembe

Güneyli Vampirler, Sookie Stackhouse #3: Kulüp Ölüsü - Charlaine Harris

Kitap Adı: Kulüp Ölüsü
Kitabın Orijinal Adı: Club Dead
Yazar Adı: Charlaine Harris
Seri Adı: Güneyli Vampirler, Sookie Stackhouse
Seri Sıralaması: 3/13
Türü: Fantastik, Paranormal, Macera
Yayınevi: Artemis Yayınları
Sayfa Sayısı: 355
Basım Tarihi: 2010
Puanım: 5/5


Arka Kapak Yazısı: Biricik sevgilinizin başının belada olduğunu düşünürken, beyefendiyi bir başkasıyla, iş üzerinde yakalasanız ne yapardınız?

Sookie Stackhouse'un sevgilisi bir vampir. İsteyerek hayatına dahil ettiği tek vampir o. Bill. Yalnız bu aralar Bill biraz uzak. Başka bir eyalette olduğu için uzak, başka bir sebebi yok! Fesat ve seksi patron Eric'inse ölümsüz çalışanını nerede bulacağına dair bir fikri elbette mevcut. Sookie'nin kendini yeraltı dünyasındaki Ölüler Kulübü'ne katılmak misyonuyla Jackson, Missippi'ye giderken bulmasının sebebi de bu. Ölüler Kulübü, vampir sosyetesinin en itibarlı üyelerinin hoş vakit geçirmek ve biraz da 0 grubu kan yumulmak için gittiği tehlikeli bir buluşma noktası. Sookie sonunda sevgilisine kavuştuğunda -ki, son derece ciddi bir ihanet aşamasında- Bill'i kurtarsa mı, yoksa kendi elleriyle mi haklasa, karar veremeyecek!

Yorumum: Çok uzun bir aradan sonra Güneyli Vampir serisine devam etmeye karar verdim. Son çıkan Tuzak Ölüsü hariç, tüm kitaplar elimde olmasına rağmen bir türlü okuyamamıştım. Bu sene seride ilerleyebildiğim kadar ilerlemek istiyorum.

"Ne o, tedbili kıyafet mi geziyorsun?" diye sordum. Buna inanmak güçtü.
"Evet," deyip gururla takım elbisesine baktı. "Sence de farklı görünmüyor muyum?"
"Evet," dedim. "Tıpkı takım elbise giymiş Eric gibi görünüyorsun.

Diğer yorumlarımda Bill'i hiç sevmediğimi yazmıştım. Bu nedenle arka kapağı okuduğumda benden mutlusu yoktu. İçimden Goodbye Bill diye şarkılar söylerken, bir yandan da Charlaine Harris'in bir sürpriz yapmamasını diliyordum :p

Vampirleri tanımaya, onlarla takılmaya başladığımdan beri daha çabuk sinirlenir olmuştum. Niye böyle olduğunu çözemedim. Vampirler sinirlerine olağanüstü hakimdi. Bende niye böyle ters etki yaratıyorlardı? 

Bill, içeriğini kimsenin bilmediği bir proje üstünde çalışmaktadır. Bu görevi ona Kraliçe vermiştir. Görev esnasında kaybolan Bill'in başı ciddi anlamda derttedir. Onu bulma görevi de Sookie'nindir. Ama Bill sadece görev başında değil, tutkularına da yenik düşmüş durumdadır. Aldatıldığını öğrenen Sookie, her ne olursa olsun erkek arkadaşını kurtarmak istemektedir. Peki ya sonrası?

3 Mayıs 2016 Salı

Lonca Avcısı #3: Başmeleğin Gözdesi - Nalini Singh

Kitap Adı: Başmeleğin Gözdesi
Kitabın Orijinal Adı: Archangel's Consort
Yazar Adı: Nalini Singh
Seri Adı: Lonca Avcısı (Guild Hunter)
Seri Sıralaması: 3/8 + 4 novella
Türü: Fantastik, Paranormal, Yeni-Yetişkin
Yayınevi: Yabancı Yayınları
Sayfa Sayısı: 384
Basım Tarihi: 2016
Puanım: 5/5


Arka Kapak Yazısı: Nalini Singh, meleklerin hüküm sürdüğü, vampirlerin onların sadık hizmetkarları olduğu ve en büyük bedeli masumların ödediği nefes kesici dünyaya geri dönüyor.

Vampir avcısı Elena Deveraux ve sevgilisi, ölümcül Başmelek Raphael New York'a geri döndüklerinde yeni bir tehlikeyle karşı karşıya kalmışlardı... Bir okula saldıran vampirin geride bıraktığı manzara tamamen dehşet vericiydi; ve bu daha bir başlangıçtı. Kana susamış vampirlerin sayısı bir bir artarken şehrin sokakları kana bulanmıştı. Daha da kötüsü Raphael'in kendisi de yavaş yavaş kontrolünü kaybetmeye başlamıştı; gökyüzünü açıklanamayan kara bulutlar kaplamış, yeryüzü sarılmıştı.

Kehanet ürkütücü bir şekilde gerçekleşiyordu: Hain ve kadim bir ölümsüzlük diriliyordu. Vahşi rüzgarlar onun adını fısıldıyordu: Caliane. O, oğlu Raphael için geri dönmüştü. Bunun için yolunun üzerinde ne varsa yok etmeye hazırdı ve yolunun üzerinde tek birisi vardı: Elena, oğlunun yok edilmesi gereken gözdesi...

Yorumum: En sevdiğim serilerden biri olan Lonca Avcısı'nın yeni kitabı çıkmış, hiç okumadan durur muyum ben? Hem de kitabım yine serinin ben gibi hastası olan bir bookstagramdan hediye geldiyse. Kullanıcı adı postityorumlar ve takip etmeniz önerilir!


Başmeleğin Gözdesi'ni okurken düşündüğüm iki şeyden birincisi; kitap harika, aaaa neler oluyor, vayyy vb. şeyler ikincisi ise ama dördüncü kitabın çıkmasına daha çok vaaar idi. Son zamanlarda okuyup da hastası olduğum serilerden biriydi. Beni seriye çeken en önemli şey paranormal olması ve içinde melek-vampir özgünlüğünün olmasıydı.

"Burada kal, Elena. Daha yeni doğmuş bir ölümsüze uygun bir av değil bu."
Elana farkındaydı. Ama aynı zamanda bildiği bir şey daha vardı. "Mantığın bununla bir alakası yok, Başmelek. Sen bir kabusa adım atarken benden güvenli yerde, hiçbir şey yapmadan beklememi isteme. Hayır.            " Başını iki yana salladı. "Yapamam. Yaradılışıma aykırı."
"Ya seni arkada bırakırsam?"
"Cevabı biliyorsun." Peşinden giderdi.

Kitapla ilgili beğenmediğim iki şeyden biri çeviriydi. Aslında bu çeviriden mi kaynaklandı yoksa redakte ya da son okumadan mı bilmiyorum ama cümle düşükleri, tekrarlanan kelime ekleri ve farklı kelimeler vardı. İkincisi ise arka kapak yazısı. Kitabın başlarında bolca bir Kadim'in uyandığından ama onun hangisi olduğundan bahsetmiyordu. Hatta tam anlamıyla o kişinin Caliane olduğu iki yüzlü sayfalardan sonra bahsediliyordu. Bunun arka kapakta yazılması bana göre spoilerdı. Ondan bu durumu sevemedim.

Beni çağıracaksın. Tereddütsüz, düşünmeksizin, son ana değin beklemeksizin. Tehlikedeysen eğer, beni çağıracaksın.

Başmeleğin Gözdesi aynı ilk iki kitaptaki gibi macera doluydu. Raphael'in annesi yavaş yavaş uyanmaya başlıyor ve uyanırken de çeşitli olaylara sebep oluyordu. Elena'nın, oğlunu güçsüz kıldığına inanan Caliane onu yok etmeye hazırdır. Raphael izin verse de vermese de...

Lonca Avcısı Seri Sıralaması
0,4. Angel's Dance
0,5. Angel's Judgement
0,6. Angels' Pawn
1. Meleklerin Kanı (Angels' Blood)
2. Başmeleğin Öpücüğü (Archangel's Kiss)
3. Başmeleğin Gözdesi (Archangel's Consort)
3,5. Angel's Wolf
4. Archangel's Blade
5. Archangel's Storm
6. Archangel's Legion
7. Archangel's Shadows
8. Archangel's Enigma

Seri devamını merakla beklemekteyim. Yabancı Yayınları seriyi hızla çıkarıyor ama serinin hastası olduğum için daha hızlı çıkarsa hiç fena olmaz diyorum :p

Not 1: Blogumda yorumladığım tüm kitapların listesine buradan ulaşabilirsiniz.
Not 2: Bu yazıyı “kitaptutkum.blogspot.com” dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!

Herkese bol kitaplı günler!!

16 Ocak 2016 Cumartesi

Bloodlines #2: Altın Zambak - Richelle Mead



Kitap Adı: Altın Zambak
Kitabın Orijinal Adı: The Golden Lilly
Yazar Adı: Richelle Mead
Seri Adı: Bloodlines
Seri Sıralaması: 2/6
Türü: Genç-Yetişkin, Fantasttik
Yayınevi: Artemis Yayınları
Sayfa Sayısı: 488
Basım Tarihi: 2014
Puanım: 4/5

  
Arka Kapak Yazısı: Aşk, Sydney'yi çağırıyordu.
Kalbine mi, yoksa ait olduğu dünyaya mı?
İhanet edecekti?

Sydney Sage bir Simyacı. Büyüyle uğraşan, insan ve vampir dünyaları arasında köprü görevi gören bir grubun üyesi. Simyacıların asıl görevi vampirlerin sırlarını korumak. Bir de insanların hayatlarını.

Sydney'nin en büyük hayali üniversiteye gitmekti, ama onun yerine, kendini Palm Springs, California'daki gösterişli bir yatılı okulda buldu. Moroi Prensesi Jill Dragomir'i, Moroi Sarayı'nı iç savaşa sürüklemek isteyen saldırganlardan korumakla görevlendirilmişti. Eski hataları yüzünden bir zamanlar gözden düşen Sydney, artık sadakati ve itaatkarlığıyla herkese örnek gösterilen bir Simyacı'ydı.

Ancak Sydney, Jill, Eddie ve özellikle de Adrian'la yakınlaştıkça, eski Simyacı inançlarını, aile kavramını ve gerçek aidiyet duygusunu sorgulamaya başlayacaktı.

Ona her konuda uyan, hoş, akıllı Brayden'la yakınlaşması da zaten karışık olan aklını iyice karıştıracaktı.

Brayden ne kadar kusursuz görünse de, Sydney, kalbinde başka birinin olduğunu hissetmeye başlamıştı. Hem de ona yasak biri.

Şok edici bir sır bütün vampir dünyasını altüst etmek üzereyken Sydney'nin sadakati her zamankinden zor bir sınavdan geçecekti.

Sydney hayatı boyunca ona öğretilen ilkelere ve kanunlara mı uyacaktı, yoksa içgüdülerinin sesine mi kulak verecekti?

Simyacılara mı güvenecekti, yoksa kalbine mi?

Yorumum: Yazarın tarzını bildiğim için seri bitmeden kitaplarına başlamak istememiştim ama ilk kitaba dayanamamıştım. Şimdi hem seri tamamlanmış hem de hepsi elimde varken artık okumanın zamanı geldi diye düşüyorum. 


Altın Zambak, Kan Bağı'nın bittiği yerden devam ediyor. Sydney ve tayfasının Jill'i korumak birinci görevi olsa da Strogoi'ler hakkında ilerleme sağlamak açısından yapılan deneyler de önem teşkil etmekte. Özellikle de bu deneylerde Sdyney'in ayrı bir önemi vardır.

Sonya kaşlarını çattı.
"Şeker hasta mısın yoksa?" diye sordu bana.
"Hayır," dedi Adrian, "ama Sage bir kalorinin kendisini çok zayıftan normal zayıfa dönüştüreceğine inanıyor. Ne trajedi ama!"
"Hey," dedim. "Sen de bir saatini sigarasız geçirmenin trajedi olduğunu düşünüyorsun."
"Azmimi sorgulama Sage. Bugün iki saat boyunca bir tane bile içmedim."
"Bana yirmi dört saat boyunca içmediğini gösterirsen belki o zaman etkilenebilirim."

29 Aralık 2015 Salı

2015 Yılı Favori Kitaplarım *_*



Herkese merhaba!!

Bu senede biterken her sene olduğu gibi 2015’in okuduğum en iyi kitaplarını yazmak istedim. Genele baktığımda bu sene beğendiğim kitaplar az. Aslında diğer senelere göre daha az kitap okudum, belki bunun da etkisi vardır diye düşünüyorum. 2016’dan umutluyum *_*




Telepati – Leonardo Patrignani


Birçok ihtimal ve her ihtimalde farklı hayatlar süren Alex ve Jenny, zaman zaman deja vu yaşamaktadırlar. Bir kapı, bir ev, bir insan, bir çocuk, yürünen yollar sanki ilk değilmiş, defalarca aynı yerler görülmüş gibi gelmektedir. Tüm bu hisler çoklu evren karmaşasından da olabilir, başka bir şeyden de. En iyisi kitabı okumak!

“Her nerede olursak olalım, sen ve ben, Jenny. Birlikteyiz. Geliyorum.”

Ayrıntılı yorum için tık tık!!

Aşk Yağmuru – Jill Shalvis


Brady, kasabaya yeni gelen yakışıklı, çekici, tüm kadınların dikkatini üzerine çeken bir adamdır. Küçükken yaşadıklarından dolayı asla bir yere yerleşmemektedir. Elinde çantası görevi neresiyse oraya giden bir pilottur. Lilah’ın yaşadığı kasabaya da bir iş için çok kısa süreliğine gelmiştir. 

“Ne yapıyorsun?”
“Seni gideceğin yere götürüyorum.” Ördeğe çevirdi bakışlarını, “Sen,” dedi. “Uslu dur.”
“Vak.”
Lilah, ördeğe baktı. “Onu duydun, uslu dur.”

Lilah her şeyi bilerek Brady’e doğru bir adım atar ancak bu adım her ikisinin de hayatını değiştirecektir. Çünkü genç kadın, Brady’nin tanıdığı tüm kadınlardan farklı bir yapıya sahiptir. Senelerdir onun kadınlara yaptığını Lilah ona yapmaktadır. :p

Ayrıntılı yorum için tık tık!!

Tersyüz – Amy Harmon


Güzel ve Çirkin masalı beklerken, değişik bir kurgunun içinde buldum kendimi. Amy Harmon, bilindik bir konuyu masalsı yönü ile değil de duygular üzerinden ele almıştı. Okurken her bir duygu vurdu bana.

“Seni istemeyen birine ait olabilir misin? Fern bunun mümkün olduğuna karar vermişti, çünkü kalbi ona aitti ve o istese de istemese de fark edecek gibi görünmüyordu.”

Ayrıntılı yorum için tık tık!!

Kızıl Tepe – Jamie Mcguire


Okumaya başladığımda, kendimi bir dizi ya da film izliyormuş gibi hissettim. Kitabın sizi sıkmayan, akıcı bir anlatımı var. Sürekli bir sonraki sayfada neler olacağını merak ediyorsunuz. 

“Bunun gibi bir salgına hazırlanmak imkansızdı, on yıllar boyunca gerçekleşme ihtimali üstüne konuşmamıza ve eğlence sektörü tarafından yüzlerce farklı hayatta kalma yöntemiyle tanıştırılmış olmamıza rağmen… Yiyecek, silah, ilaç stoklamak. Ama bir ısırıldığında bunların hiçbir önemi kalmıyordu ya da seni yiyip bitirdiklerinde.”

Scarlet; kocasından boşanmış, iki kızını tek başına büyütmeye çalışan bir hastane çalışanıdır. 

“Sandalyeme yeniden yerleşip korkumu unutmaya çalıştım. Bir zombi filmi izlemek bir şeydir, pencerenin dışında seni yemek için bekleşen zombileri izlemek ise bambaşka bir şeydi. Filmlerde bunlardan bahsetmiyorlardı. Yani… belki bahsediyorlardı ama her anın ne kadar da korkutucu olduğunu hissettirmeyi tam anlamıyla başaramıyorlardı. Ertesi günü ya da bundan sonra hayatımızın her gününü hayatta kalmak için mücadele ederek geçireceğimizi aklımıza getirmemeye çalışıyorduk.”

Ayrıntılı yorum için tık tık!!

Senin Yerinde Olsaydım – Lisa Renee Jones


Sara kendi halinde bir öğretmendir. Bir gün eline bir şekilde Rebecca adında bir kadının günlüğü geçer. Günlükteki yazılanlar Sara’yı son derece etkiler. Rebecca aslında fazlaca cesur bir hayat yaşamaktadır. Erotik olan günlüğü okuyan Sara, kadının başına bir şey geldiğini ve onu bulması gerektiğini düşünerek Rebecca’nın peşine düşer. 

“Bana hissettirdiğin bu delilik, uzun zamandır hissettiğim en iyi şey…”

Çıktığı bu yol onu iki adamla karşılaştırır. Biri sanat galerisi sahibi, buyurgan, otoriter Mark Compton, diğeri ise salaş, kendinden emin ressam Chris Merit. Bundan sonrası Sara için dönülmez bir yoldur. Hem kendini keşfedecek hem de bu yeni yaşamında Rebecca’yı bulmaya çalışacaktır. 

Ayrıntılı yorum için tık tık!!
Silber – Kerstin Gier


Kerstin Gier ile tanışmamız muhteşem serisi Aşk Tüm Zamanların İçinden Geçer ile oldu. Şimdi sırada yepyeni ve bir o kadar da güzel olan başka serisinde! Yazarımız yine hayal gücünü bol bol çalıştırmış ve ana teması “rüyalar” olan bir seri sunmuş.

“Biraz önce Grayson’ın rüyasında olduğumuza göre şu anda kimin rüyasındayız?”
“İlginç soru. Sadece iki olasılık var: Bu, ya benim rüyam ve şu an rüyamda seni görüyorum. Ya da…”

Liv, anne ve babası ayrı bir çocuktur ve annesinin işi sebebiyle birçok ülkede yaşamıştır. Şimdi annesi aşık olunca yeni bir aile de beraberinde gelmiştir. Annesinin erkek arkadaşının oğlu olan Grayson ve arkadaşlarında değişik bir şeyler vardır.  Ne olursa olsun Liv bunu çözecektir.

Ayrıntılı yorum için tık tık!!

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...